II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
dir" (Black Lives Matter) hareketinin ikinci dalgasıyla birlikte, “sistemik
ırkçılık” sıklıkla kullanılmaya başladı; “yapısal ırkçılık” gibi benzer terimler de duymuş olabilirsiniz. Bu, yalnızca kişilerarası olmayan, ancak
toplumun, kurumlarının, yasalarının, kültürünün, ulusal kimliğinin ve
diğer şeylerin ırk esasıyla nasıl yapılandırılabileceği veya düzenlenebileceğiyle ilgili olan ırkçılıktır. Dolayısıyla, toplumda çeşitli ırk grupları
için eşit olmayan sonuçlara yol açabilecek sosyal yapılar olabilir.
Irkçılık hepimizin kötü saydığı bir tutumdur ve toplumsal açıdan
özellikle kötüdür, çünkü kendisini tarafsız veya adil olarak tanımlamak
isteyen her toplum için temel olduğunu söyleyebileceğimiz ilkelere aykırıdır. Bunlar; insan onuru ve ayrımcılık yasağı ilkesi, hakların eşitliği,
kanun önünde eşitliğin temel ilkeleridir ve bunlar sosyal adalet şemsiyesi altına koyabileceğimiz türden şeylerdir. Irkçılık; bu temel esas, yasal,
politik ve toplumsal norm ve ilkelerle çelişmektedir.
Türkiye’de ayrımcılıkla mücadele hukuku konusunda uzman değilim.
Anladığım kadarıyla Türkiye’de henüz bir ayrımcılıkla mücadele kanunu
ya da yalnızca ayrımcılıkla mücadeleye dair bir mevzuat yok; ancak ayrımcılık yasağı Türk hukukunun bir parçasıdır. Türkiye Anayasası'nda da örneğin, kanun önünde eşitliğe ilişkin 10. madde şöyledir: “Dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi görüş, felsefi inanç, din ve mezhep veya bu tür düşünceler
ne olursa olsun kanun önünde hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm bireyler
eşittir.” Ayrıca, İş Kanunu’nun eşit muamele ilkesine ilişkin 5. maddesine
göre de istihdam ilişkilerinde dil, ırk, siyasi görüş, felsefi inanç, din, cinsiyet ve benzeri nedenlere dayalı ayrımcılık yapılmasına izin verilmez. Dünya çapında ayrımcılık karşıtı hukukta ve bence en azından cinsiyet ayrımcılığı ile ilgili olarak iş kanununda ifade edilen bir şey olarak da doğrudan
ve dolaylı ayrımcılık biçimleri arasında bir ayrım vardır. Doğrudan ayrımcılık, bir kişinin eylemleri veya sözleriyle ifade bulan önyargıları aracılığıyla belirgin hale gelir. Yeteneği olmadığı için değil etnik kökeni veya dini
nedeniyle birini işe almayı reddetmek buna örnek verilebilir. Bununla birlikte, dünya çapında ayrımcılık karşıtı yasalara karşı da korunan daha dolaylı ayrımcılık biçimleri vardır. Bunlar örneğin, başka bir bireye karşı ayrımcılık yapan herhangi bir bireyin var olmadığı durumlarda daha çok
kurumsal ayrımcılık biçiminde olabilir. Ancak, kurumun kurallarının belirli dini gruplara karşı ayrımcılık uyguladığı durumlar da söz konusudur.
30