AYRIMCILIK, NEFRET SÖYLEMI VE MEDYA
her ikisi de “Öteki” olarak Öteki’ni reddederek günümüzde ırkçılığın
kültürel farklara dayalı olarak sürdürülmesini meşrulaştırmaya çalışır
(Schnapper, 2005: 28).
Irklar hiyerarşisinin “gizlenmesine” ya da bazı durumlarda “reddedilmesine” yol açan bu yeni söylem ilk kez Martin Barker tarafından
“yeni ırkçılık” olarak adlandırılmıştır. Barker (1981), Franz Fanon’un
“kültürel ırkçılık” kavramlaştırmasından etkilenmiştir. Fanon kendi gelenek ve kültürlerinin diğer grupların gelenek ve kültürleri karşısında
daha değerli olduğuna olan inancın, tutum ve davranışların bugünkü
ırkçılığın devamlılığını sağladığına vurgu yapar (Fanon’dan akt. Sumbas, 2009:269). Barker da ırkçılığın bugünkü niteliğinin gerekçesini
uluslararası hiyerarşiden veya bilinçli bir topluluk oluşturmaktan öte,
topluluğa yabancıların girmesine ve var olan yerleşik topluluğun (ulusun) yabancıları dışlama duygusuna dayandırır ve şöyle der: “Uluslar
daha iyi ya da daha kötü değildir. Fakat topluluğa yabancılar girerse
düşmanlık duyguları ortaya çıkar… her bir topluluk insan doğasının ortak ifadesidir; yabancıları dışarıda bırakma duygusunu paylaşırken, her
birimiz özel kişilere açık topluluklar yaratıyoruz” (Barker’dan akt. Miles, 2000:91-92).
Farklı kültürlerin bir arada yaşamaya engel oluşturduğu düşüncesiyle hareket eden kültürel ırkçılık biçimini Pierre A. Taguieff “farkçı
ırkçılık” olarak adlandırır. Taguieff biyolojik üstünlükten kültürel ırkçılığa doğru olan bu dönüşümü biyolojik çağrışımları olan “ırk” kavramı
yerine, “etnisite/kültür”, “eşitsizlik” yerine “farkçılık” ve “heterofobi”
(farklılıklardan korkan) yerine heterofili (farklı olma hakkı) kavramlarıyla özetler (Taguieff, 2001:4).
1970’lerin başından itibaren ırkçı ideolojinin sahip olduğu bu nitelikler nedeniyle ırkçılığı eski kavramlarla tanımlamanın eksikliğine
vurgu yapan Taguieff, kavramın hem içeriğini değiştirmenin hem de
ırkçılık karşıtı mücadelenin bu dönüşümü dikkate alarak yeni yollar
bulmasının gerekliliğine vurgu yapar (Taguieff, 2001: 7). Bazı halkların
diğerlerinden üstünlüğü üzerine kendini kurmaktan daha çok, kültürel farklılıkların bir arada yaşamaya engel olduğunu ileri süren, farklı
kültürler arasındaki sınırları kaldırmanın ve farklı yaşama biçimlerinin,
gelenek ve göreneklerin bir arada olmasının “uyuşmazlığı” üzerinden
51