DIN, İNANÇ AYRIMCILIĞI
yoluyla Yahudi kelimesini öyle bir küfre dönüştürür ki Yahudiler dahi
kendilerine Yahudi yerine Musevi demeyi tercih eder hale gelir. Yahudilere “Çıfıt” adı takmak, onları parayla ilişkilendirmek, komplo teorilerinin aktörü olarak görmek, dünyayı ve elbette Türkiye’yi Yahudilerin
yönettiğini iddia etmek, sevilmeyen herkesi Yahudi olmakla suçlamak,
kökeninde bir Yahudilik aramak ve dahası kötülüğünü Yahudi olmasına
bağlamak aslında yaşanan antisemitizmin yine sıradan ve olağan örnekleridir. Gerek Türkiye basınında ve gerekse sosyal medyada konuyla ilgili binlerce örnek bulmak mümkündür. Günümüzün yaygın ve popüler
sosyal medya araçlarından Twitter’da arama kısmında Yahudi yazarak
yapılacak basit bir taramada karşınıza çıkan yüz örnekten neredeyse
doksanı Yahudileri aşağılamak, ötekileştirmek, düşmanlaştırmak üzerine yazılmaktadır. Ancak Yahudilere duyulan öfke ve nefret kuşkusuz
yalnızca söylem üzerinden devam etmemekte, fiziksel olarak da pek çok
saldırı gerçekleşmektedir.
1980’li yıllardan bu yana Türkiyeli Yahudilerin ibadethanelerine
defalarca saldırıldığı bilinmektedir. Pek çok kişinin yaşamını kaybetmesine sebep olan bombalı saldırılar dışında bugün hâlâ İsrail üzerinden
yaşanan tartışmalarda saldırı adresi olarak Yahudilerin ibadethaneleri
görülmektedir. İlk olarak 6 Eylül 1986’da İslami Direniş, Kuzey Arap
Birliği ve Filistin İntikam adlı üç ayrı örgüt tarafından gerçekleştirilen
bombalı saldırıda 22 Yahudi yaşamını yitirir. Neve Şalom Sinagogu, 1
Mart 1992’de bir kez daha bombalı saldırıya uğrar; gerek alınan önlemler gerekse o günün ibadet günü olmaması sebebiyle yaşanan saldırıda
kimse yaşamını kaybetmez. Ancak 15 Kasım 2003 tarihinde, eşzamanlı
olarak Neve Şalom Sinagogu ile Şişli’deki Bet-Israel Sinagogu’na iki ayrı
bombalı saldırı düzenlenir. Bu kez saldırılarda 27 kişi yaşamını yitirirken, 699 kişi yaralanır. Bu bombalı saldırıların sonuncusu olsa da özellikle Neve Şalom Sinagogu yıllar boyunca cihatçıların, ülkücülerin, ırkçı
saiklerle Yahudileri hedef alanların saldırılarıyla karşı karşıya gelmeye
devam eder.
2010 yılında yaşanan Mavi Marmara olayının ardından, Yahudilere
ve kurumlarına yönelik pek çok antisemit saldırı gerçekleşir. Dönemin
başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yahudilerine yönelik antisemit eylemlere izin verilmeyeceğini belirten bir konuşma yapmış olsa
81