DIN, İNANÇ AYRIMCILIĞI
her türlü Yahudi kurumuna giriş son derece yüksek güvenlik önemleriyle gerçekleşmek zorundadır. Yüksek ve kalın duvarlarla korunan
mekânlara giriş yapmak için çelik kapılar ardından, x-ray cihazlarından
geçmek gerekir. İbadethanelerde bulunan koltukların altlarında mutlaka baretler bulunur. Bu baretlerin her ne kadar olası bir depreme karşı
önlem olarak bulundurulduğu söylense de olası yeni bombalı saldırılara
bir hazırlık olarak görüldükleri de kuşkusuzdur. Yahudiler kurumların��n
içine girmek değil, kapısına dahi gitmek için bile özgür değildir. Pek
çoğu gideceği yere –bu ister ibadethane, ister mezarlık, ister okul olsun– yakın bir yeri tercih eder, gideceği yerin tam adresini ya da adını
kullanmaktan çekinir. İsrail ve Filistin arasında yaşanan her gerginliğin muhatabı olarak görülmenin, gazetelerin antisemit söylemlerinin ve
Kurtlar Vadisi, Payitaht Abdülhamid ve benzeri yapımlarda Yahudilerin sistematik olarak düşmanlaştırılmasının bir sonucu olarak Türkiyeli
Yahudiler maruz kaldıkları antisemitizmle yaşamayı öğrenmek zorunda
kalmıştır.
Antisemit eylemler kanunla o şekilde tanımlandıklarında suçtur.
Cezai eylemler de ister kişiye, ister –binalar, okullar, ibadet yerleri ve
mezarlıklar gibi– mülke yönelik olsun, Yahudilere ait veya Yahudilerle
ilişkili olduğu veya öyle algılandığı için hedef gözeterek işleniyorsa antisemittir. Antisemit ayrımcılık, Yahudilere diğerlerine sağlanan fırsat
ve hizmetlerin verilmesinin reddedilmesidir ve pek çok ülkede yasadışıdır. Ancak Türkiye henüz ne antisemitizmi bir suç olarak tanımış ne de
hemen her gün gerek basılı gerekse sosyal medyada yaşanan antisemit
nefret söylemleriyle yine sık sık karşılaştığımız fiziksel saldırıları bu
çerçevede ele alarak bir cezalandırma mekanizması kurmuştur. Antisemitizm yalnızca mağdur grupları yani Yahudileri ilgilendirmez. Antisemitizm, düşmanlaştırma zihniyetinin matematiğini insanların beynine
nakşeder. Özellikle II. Dünya Savaşı sürecinde, son derece antisemit
saiklerle Yahudileri katletmek üzere yola çıkmış Nazilerin, Yahudilerle
beraber pek çok halkı da katletmesi bunun en canlı örneklerindendir.
Tam da bu sebeplerle antisemitizmle mücadele son derece yüksek öneme sahip görülmeli ve bu alanda mücadeleye ses vermek özellikle sivil
toplum örgütlerinin ve insan hakları alanında çalışan hemen herkesin
öncülü haline gelmelidir.
83