II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
kurulmamıştır; söylemsel olarak kurulmuş ırksal, sınıfsal, etnik, cinsel
ve bölgesel kimlik halleriyle kesişmektedir (Butler, 2014; s. 46).
Esasında hangi sistemde olursa olsun “insanların kadın ve erkek
olarak bölünmesi üreme işlevi odaklı olsa da doğallaştırılan, bedenleştirilen ve cinselleştirilen taraf” sadece kadındır; “Flax’ın belirttiği gibi,
cinsel söylemlerin pek çoğunda ve kültürlerde erkekler sanki cinsiyet tarafından belirlenmiyormuş gibi görünür” (Köse, 2013; s. 48). Yahut Werlhof’un da belirttiği gibi, toplumsal düzen “erkeği insan ırkına, kadını da
yalnızca bir cinsiyete” dönüştürmüştür (Aktaran Bhasin, 2003; s. 5).
Az önce de belirttiğim üzere heteronormatif sistemde makbul olmayan kadınlar ve erkekler, son derece politik bir biçimde toplumdan
ve toplumsaldan dışlanır. Tam da bu nedenle “Trans cinayetleri politiktir”, “Özel olan politiktir” ve “Homo/trans/bi..fobi öldürür”. Zira bir
kere kalıpların dışına çıkan yahut kalıpların dışında olan, tehlikeli kabul
edilir. Örneğin, kadın-erkek eşitliği aileye yönelmiş bir tehdit gibi görülür; LGBTİ+’ların görünürlüğü toplumu yıkmaya yönelik çabalar olarak
değerlendirilir.
Öte yandan transseksüellik ve intersekslik mevcut bütün cinsiyet
kurgusunu alt üst eder. Nitekim translar kendilerine atananı reddederken, intersekslik “biyolojik ve doğal” sayılanı alt üst eder. Bu nedenle de
interseksler söz konusu olduğunda öznenin fikri bile sorulmadan (çoğu
zaman daha bebekken) ona cinsiyet atanır, bedenine müdahale edilir.
Ayrımcılık yasağından beden dokunulmazlığına uzanan bir dizi insan
hakkı ihlal edilir.
İkili cinsiyet sistemine içkin olan ayrımcılık, çeşitli araçlarla beslenip yeniden üretilir; mevcut kurumlar (eğitim, aile, hukuk, ekonomi),
kültür, önyargılar, kalıp yargılar, cinsiyetçi işbölümü ve elbette şiddet.
Ayrımcılığın en uç noktası olan şiddetle bir yandan “normal” yeniden
tesis edilmeye çalışılır, öte yandan normalin dışında kalanlara mesaj verilir. Bu şiddet, şiddetin bütün biçimlerini fiziksel, psikolojik, ekonomik
ve cinsel şiddeti içerebilir. Her durumda insan haklarının ihlali anlamına
gelir. Bu nedenle mizojininin, homofobinin ve transfobinin kültürel olduğu kadar politik olduğunu unutmamak gerekir.
Son olarak pozitif ayrımcılıktan söz etmek istiyorum. Literatürde
olumlu eylem, geçici özel önlem, tersine ayrımcılık olarak da ifade edi102