II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
si’nde düzenlenen hakların aslında bağlayıcı sözleşmelerle yeniden düzenlendiğini görüyoruz. Beyanname bir sözleşme değildir. Uluslararası
hukukta artık bağlayıcılığı kabul gören metinlerden biri olduğunu söylesek de sözleşme söz konusu olduğu zaman ve devlet sözleşmeye taraf
olduğunda onunla bağlı olmakta ve ihlallerin izlenmesi mümkün hale
gelmektedir. Anayasamızın 90. maddesi gereğince de, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası bir norm ile iç hukukta bir normun aynı
konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çatışması halinde, bildiğiniz
gibi uluslararası normun esas alınması gereklidir. Bu nedenle, ben sadece bu sözleşmelerden değil, sözleşme maddelerinin yorumlardan örnekler vereceğim, çünkü onlar için de aynı bağlayıcılık söz konusudur.
Bu madde açıklamaları general recommendation (genel öneri), bazen
de statement (beyan) olarak adlandırılır. Bunlar Türkiye için uluslararası
hukukta esas alınması gereken açıklamalardır, çünkü her sözleşmenin
bir denetim organı vardır. Bu denetim organı, o maddeyle ilgili, maddenin ne anlama geldiği konusunda bir açıklama veya tavsiye kararı
yayınlar. Devletler de bu tavsiye kararlarına uymakla yükümlüdür. Bu
ikiz sözleşmelerin önemi de Kişisel, Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin yarısının “herkes” ifadesini kullanarak çoğu temel hakkı, vatandaş-vatandaş
olmayan ayrımı yapmadan tanımış olmasıdır. Vatandaşlar için olanlar
siyasi haklardır ki bunlar siyasi katılıma, seçme ve seçilme hakkına ilişkindir. Vatandaş ifadesi geçenleri çıkartırsak, geriye vatandaş olmayan
“herkese” tanınması gereken çok geniş bir hak seti kalır elimizde. Örnek
verecek olursam, toplanma özgürlüğü, ifade ve düşünce özgürlüğü, vicdan ve din özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve özellikle yaşam hakkı
bunlar arasındadır. Hukuk önünde eşitlik, kişi olarak tanınma hakkı aslında bizim anayasamızın da temel haklar kısmında yer alan haklardır.
Kişi mahremiyeti, özel hayatın gizliliği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde aile hayatı olarak yer alan hükümdür. Adil yargılanma hakkı yine
hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde hem de anayasamızda geçen
hükümlerdendir. Yine en önemlilerinden biri olan özgürlük ve güvenlik
hakkı özellikle göçmenlerin, bildiğiniz üzere gözaltına (im-migration detention) alınmasıyla ilgilidir. Ben bunun Türkiye’de kanundaki karşılığı
olan “idari gözetim” terimini kullanmamaktan yanayım; çünkü bu ifade,
söz konusu uygulama özgürlüğünden yoksun bırakma ya da tutulma
126