Türkiye’de İnsan Haklarının
Yaşlanmayla İmtihanı:
Covid19 Döneminde Yaş Ayrımcılığı
Doç. Dr. Özgür Arun
Burada önce, yaşlanma meselesiyle ilgili kendi maceramdan biraz bahsedeceğim. Ardından Türkiye’ye ilişkin gözlemlerime, yaşlanma sürecinde
Türkiye’yi nelerin beklediğine değineceğim ve özellikle Covid-19 döneminde yaşadığımız önemli bir sorunu, yaşlılara yönelik ayrımcı tutumları,
kötü muameleyi birkaç araştırma bulgusuyla örnekleyeceğim. İnsan hakları alanında çalışanlarla ilgili birkaç eleştirimi de paylaşacağım.
Yaşlanma konusunu çalışmaya başladığımda “Kime yaşlı denir?”
sorusunu kendime sorardım: Yaşlılığı neye göre tanımlıyoruz ve yaşlı olmak insanları niye bu kadar rahatsız ediyor? Bu konuda Birleşmiş
Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kurumların tanımlarına baktığımızda, özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün 65 yaşı, Birleşmiş
Milletler’in ise 60 yaşı sınır olarak kabul ettiğini görüyoruz. Bizim ülkemizde de TÜİK ve bazı yasal dokümanlarda 65 yaş sınır kabul edilir.
İstatistikler de çoğunlukla 65 yaş ve üzerindeki insanları “yaşlı” olarak
sınıflayarak sunar. Bu haliyle baktığımızda yaşlılığı kronolojiye dayanarak, yani yaşla başlatıyoruz.
163