AYRIMCILIK, NEFRET SÖYLEMI VE MEDYA
Engelliler
Medyada engellilerin ele alınışı her zaman sorunlu oldu. Engelli haklarını görünür kılmak, onları eşit vatandaşlık algısına uygun bir şekilde
resmetmek yerine, aksine engellilerin olağandışı bir şekilde aciz gösterilerek, zaman zaman dramatize edilerek veya üstün başarı hikâyeleri
üzerinden kahramanlaştırarak sunulduğuna tanıklık ediyoruz. Medya,
engelli bireyleri olumsuz ve güçsüz bir şekilde tasvir eden kalıp yargılar
kullanmaktadır; bazen yardıma muhtaç, merak veya şiddet nesnesi olarak, bazen de uğursuz veya kötü, gülünç veya topluma bir yük olarak…
Hatta zihinsel engelliler ve suçluluk arasındaki ilişkinin sansasyonel bir
biçimde verilmesi yalnız tabloidlerde değil, kalite gazetelerinde bile yaygındır. Engelli kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet vakalarının
birçoğu ya medyada görmezden gelinmekte ya da bu gruplar sıklıkla
damgalanmaktadır. Zihinsel engelliler genellikle “denetlenmesi” ve /
veya “düzeltilmesi” gereken, topluma zararlı bireyler olarak, fiziksel engelli kadınlar ise genellikle çaresiz kurbanlar veya engelliliklerini kahramanca “aşan” insanlar olarak tasvir edilmektedir.
Yaşlılar
Irkçılık ve cinsiyetçilik gibi, yaş ayrımcılığı da yaş grupları arasındaki eşitsizlikleri meşrulaştırmak suretiyle sosyal ve ekonomik bir amaca
hizmet etmektedir. Aslında bu, yaşlıların nasıl oldukları ve göründükleriyle değil, iktidardakilerin onları nasıl gördüğü ve onlara nasıl anlam
verdiğiyle ilgilidir; başka bir deyişle, kendilerini “yaşlı” olarak algılamayan ve güçlerini meşrulaştıran bir grubun yaptığı genellemelerden
oluşmaktadır.
Yaşlılarla ilgili, kendilerine bakamayacakları; yeni şeyler öğrenemeyecekleri; eski kafalı, korunmaya muhtaç, zihinsel ve fiziksel kapasiteden yoksun, toplum üzerinde yük, unutkan, huysuz oldukları gibi yaygın kalıp yargıların yanı sıra “çaptan düşmek” gibi deyimler ve “Ununu
elemiş, eleğini asmış”, “Yaşından utanmıyorsan, ak saçlarından utan”
“Artık köşende oturma zamanı”, “Yaş yetmiş, iş bitmiş” gibi atasözleri ve
kalıplaşmış ifadeler bu ayrımcılığı daha da derinleştirmektedir.
Medya kuşkusuz yaşlılara yönelik toplumsal imgelerin ve tutumların oluştuğu en büyük kültürel arenadır. Küresel nüfus yaşlanmasına
71