DIN, İNANÇ AYRIMCILIĞI
gulanan soykırımı, kapsamını, gerçekliğini ya da mekanizmalarını inkâr
etmek; tüm Yahudileri yaşadıkları coğrafyalardan ve ülkelerden bağımsız olarak İsrail’e daha sadık ve bağlı olmakla suçlamak, antisemitizm
olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar bir devlet olarak İsrail’i ve
politikalarını eleştirmek antisemitizm şeklinde değerlendirilmese de,
İsrail’in devlet olarak varlığının ırkçı bir çaba olduğunu iddia etmek,
Yahudi halkının kendi kaderini tayin etme hakkını reddetmek, başka
herhangi bir demokratik beklenmeyecek politikalar uygulamasını talep
ederek çifte standart uygulamak, günümüz İsrail politikaları ile Nazi politikaları arasında kıyaslama ve benzerlikler kurmak ve tüm Yahudileri
İsrail devletinin politika ve eylemlerinden sorumlu tutmak yine antisemitizm olarak değerlendirilmelidir.
Tüm bu bilgiler ışığında Türkiyeli Yahudilerin maruz kaldığı ayrımcılığı ve antisemitizmi ele almak anlamlı olacaktır. Her ne kadar
Yahudiler milat öncesinden bu yana Anadolu’da varlık göstermiş eski
topluluklardan biri olsa da çoğunlukla bu coğrafyadaki tarihleri 1492
yılında yaşanan İspanya göçüyle ilişkilendirilir (Bora, 2017: 37). 1492
yılında ise İspanya’nın Katolik rejimi tarafından yurtlarından kovulan
yüz binlerce Yahudi, İspanya’dan çıkarak dünyanın farklı coğrafyalarına göç etmek zorunda kalmış, yerleştikleri coğrafyalardan yalnızca biri
de dönemin Osmanlı toprakları ve Anadolu olmuştur (Gerber, 1994).
Her ne kadar 1492 tarihi Yahudilerin Anadolu’daki varlığının değil,
yalnızca İspanya Yahudilerinin Anadolu’daki dindaşlarının arasına katılma tarihi olsa da Türkiyeli Yahudiler tam da bu göç sebebiyle en iyi
ihtimalle beş yüz yıldan fazladır yaşadıkları Anadolu’da “misafir” olarak etiketlenmektedir.
1989 yılında Türkiyeli Yahudiler tarafından –Türkiye hükümetinin
de desteğiyle– kurulan 500. Yıl Vakfı’nın kuruluş amacı, vakıf senedinde
“Türklerin devlet ve toplum olarak üstün insanlık vasıflarını her türlü
olanaktan yararlanarak tüm dünyaya tanıtmak, din ve vicdan hürriyetlerini korumak için bağnazlık ortamından kaçarak Türk toprağını vatan
seçen Musevilere kucak açan Türk milletinin insancıl yaklaşımını en
geniş şekilde yurt içinde ve yurt dışına duyurmak ve Musevi yurrtaşlarımızın şükran ifadelerinin açıklanmasına yardımcı olmak” şeklinde
açıklanmıştır. Söz konusu “kucak açma” eylemi 1492 yılında İspanya’nın
77