Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık
Dr. Kıvılcım Turanlı
Bu konferans için davet aldığımda sosyal medyada bir kampanya vardı.
Herkes en sevdiği kitap adlarını paylaşıyordu; kitabın içeriğini sevme
zorunluluğu olmadan kitapların sadece adı paylaşılıyordu. O sıralarda
ben sevdiğim kitap adlarını değil de beni biraz öfkelendiren, 1792’de yazılmış olan bir kitabın adını düşündüm: Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi. 1792’den hatta öncesinden bu yana iktidarlar karşısında hepimiz
haklarımızı gerekçelendiriyoruz. Bütün teorileri, mahkeme kararlarını,
hukuk kurallarını bir an için unuttuğumuzda, “Ayrımcılık nedir ya da
nerede başlar?” sorusunun cevabının bu kitabın adında gizli olduğunu
düşünüyorum. Sahip olduğunuz hakları gerekçelendirmek, var olduğunuzu ispatlamak için haykırmak (kadınlar vardır, eşcinseller vardır,
translar vardır gibi), diğerlerini var olduğunuza ikna etmek zorunda kaldığınız yerde başlar; kuşkusuz, adaletsizlik de. (Elbette bu söylediklerim
kitabı değersiz değil, aksine daha da önemli kılmaktadır.)
Adaletsizlikle ve eşitsizlikle yakından ilişkili olan ayrımcılık, insanların haklarından yararlanmalarını, onları kullanmalarını engelleyen, sınırlandıran, kısıtlayan her türlü düzenleme, uygulama, davranış olarak
tanımlanabilir. Ayrımcılık, hukukta bir yasak olarak ifade edilir. Modern
hukuk sistemlerinin temel ilkelerinden birisi olan eşitlik ilkesini hayata
geçirmek için atılacak adımlar arasında sayılır. Öyle ki hukuk sistemleri
ve dahi insan hakları sözleşmeleri ırk, dil, din, cinsiyet gibi nedenlerle
ayrımcılık yapılmasını yasaklar. Sebepler çok çeşitli olabileceğinden, ilgili
hükümlere “…gibi nedenlerle” ibaresi eklenerek ayrımcılık yasaklanır.
99