Mekân Yasaklarının Anayasa’ya ve İHAS’a Aykırılığı Sorunu 10 Berke Özenç* Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün koruma alanında yer alan temel öğelerden biri, mekânın ve zamanın, özgürlüğü kullanmak isteyen bireyler tarafından seçilmesidir. Mekân, hem özgürlüğün kullanımına yol açan olayla ilgisi, hem de bu özgürlüğün kamuoyu yaratma işlevi bakımından önem taşır. Bu işlev gerek Kıta Avrupası, gerekse Anglosakson hukuk sistemleri içerisindeki yüksek yargı organları tarafından da vurgulanmıştır. Örneğin Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, toplanma özgürlüğünün bireyler açısından “organizasyonun mekân, zaman, tarz ve biçimini özerk bir şekilde belirleme hakkını güvence altına aldığını”11 ifade etmiştir. Birleşik Devlet Yüksek Mahkemesi ise, kamusal mekânların toplanma özgürlüğüne açıklığını temel bir ilke olarak kabul etmiştir: “Sokak ve park kategorisine giren mekânlar; kadimden bu yana kamunun kullanımına açık olagelmiştir ve insanlık hafızasının hatırladığı zamanların öncesinden itibaren toplanma, yurttaşlar arasında düşüncelerin paylaşılması ve kamusal meselelerin tartışılması amaçlarıyla kullanılmıştır. Sokakların ve kamusal mekânların bu tarz kullanımı, Antik zamanlardan bu yana yurttaşların ayrıcalık, dokunulmazlık, hak ve özgürlüklerinin bir parçasını oluşturmuştur.”12 Benzer bir yaklaşım, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan “Barışçıl Toplanma Özgürlüğüne Dair Temel İlkeler”de de göze çarpar. Türkiye’nin AGİT’e ve Avrupa Konseyi’ne üye olması, hukuku üreten ve uygulayan ulusal makamlara rehberlik etmesi için hazırlanan13 bu metnin önemini arttırmaktadır. Kamusal mekânlarda toplanma özgürlüğünün kullanımının, en az ticari faaliyetler ya da yaya ve araç trafiğinin sürdürülmesi kadar meşru olduğunun ifade edildiği metinde,14 devletlerin, pozitif yükümlülükleri uyarınca, toplantı ve gösterilerin, düzenleyiciler tarafından tercih edilen mekânlarda yapılmasını sağlayacak düzenleme ve tedbirleri hayata geçirmesi gerektiği vurgulanmaktad��r.15 Temel İlkelerde vurgulanan bir başka husus, sınırlandırma rejiminin düzenlenmesi ve uygulanmasında ölçülülük ilkesinin esas alınması yükümlülüğüdür. Ölçülülük ilkesinin gereği olarak kamu otoriteleri, gerçekleştirdikleri müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşmak için özgürlüğü en az sınırlandıran yöntemi kullanmalıdır.16 Bu kapsamda, kamu otoritelerinin, toplantı ya da gösterilerin niteliğini kökten bir şekilde dönüştüren, örneğin bunları şehrin daha az merkezi yerlerine yönlendiren eylem ya da işlemleri ölçülülük ilkesine aykırı olur. Ayrıca belirli bir zaman ya da mekândaki tüm gösterilerin yasaklanması da her bir olayın spesifik koşullarını göz önüne alma ve değerlendirme imkânını ortadan kaldırması nedeniyle, yine ölçülülük ilkesine aykırıdır. Son olarak, toplantı ve gösterileri, merkezi ya da ücra olsun, belirli bir güzergâh ve mekânla sınırlandıran düzenleyici işlemler de özgürlüğün iletişimsel işlevini ciddi olarak zedelediği için, karine olarak (primafacie) toplanma özgürlüğünün ihlaline neden olur.17 Bu örnekler; bir yandan toplanma özgürlüğünün mekânla olan bağını ortaya koyarken diğer yandan kamu 10 Bu çalışma, şu makaleden derlenerek güncellenmiştir: Berke Özenç, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Özgürlüğü ve Mekân Yasakları”, İÜHFM, Cilt: 74, Sayı: 2, 2015, s. 87-134. Yar. Doç. Dr., Türk- Alman Üniversitesi *11 BVerfGE 69, 315, 14.05.1985, (C.I.2.b), s. 342. 12 Hague v. Committee for Industrial Organization, 307 U.S. 496 (1939), s. 515-516. 13 Venice Commision, OSCE/ODIHR, Guidelines on Freedom of Peaceful Assembly, 2. bs, 2010, s. 10. 14 Aynı Eser, s. 17, § 3.2. 15 Aynı Eser, s. 15, § 2.2. 16 Aynı Eser, s. 39, § 39-40. 17 Aynı Eser, s. 39-40, § 40, 43. 13

Hedef paragraf seç3