Toplantı ve Gösteri Hakkı İzleme Raporu
serer. Bu altı mekân, Yenikapı ve Maltepe toplanma alanlarından büyüklük ve merkezilik
başta olmak üzere farklı niteliklere sahip olmalarına rağmen toplanma mekânı olarak
öngörülebilmiştir. Altı yeni mekân arasında yer alan, şehrin merkezinde bulunan ve etrafı
sütunlar ve dükkânlarla çevrili olan Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda toplanılabilecekken, örneğin Taksim ya da Kadıköy Meydanlarında hiç bir koşulda toplanılamamasının
tutarlı ve hukuki gerekçesini ortaya koymak mümkün değildir. Toplanma mekânı sayısının ilerleyen yıllarda arttırılması, bu çelişkileri daha da katmerlendirecektir.
Bugüne kadar İHAM’��n önüne, Türkiye’deki mekân yasaklarıyla kıyaslanabilecek genişlikte bir uygulama gelmedi. Fakat bu noktada, sadece belirli bir süre boyunca ya da belirli
bir mekânda geçerli olacak yasakların meşruluğu için Mahkeme’nin ortaya koyduğu kriterlere değinmek, Türkiye’deki genel ve süresiz yasakların ölçüsüzlüğünü kavramak açısından
yararlı olabilir. Mahkeme’ye göre bir toplanma ya da gösteriye yönelik süreli bir yasak,
ancak, bu gösteriler sonucunda kamu düzeninin bozulmasına dair gerçek bir tehlikenin varlığı ve bu tehlikenin, daha hafif araçlarla engellenememesi durumunda söz konusu olabilir.
Böyle bir durumda otoriteler, genel bir yasağın, kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan toplanmalara etkisini dikkate almak zorundadır. Bu tür bir yasağın diğer gösteriler üzerinde yaratacağı olumsuz etkiye kıyasla, otoriteler tarafından ileri sürülen güvenlik gerekçelerinin açıkça ağır basması ve söz konusu olumsuz etkinin, yasağın kapsamının mekân ve
zaman bakımından daraltılarak aşılmasının mümkün olmaması halinde, yasaklama tedbiri,
demokratik bir toplumda gereklilik ölçütünü karşılayabilir.83Görüldüğü gibi İHAM ölçülülük kriterinin uygulanması açısından, bir kamusal mekânın özgürlüğe belirli bir süreyle
kapatılması durumunda, yalnızca belirli bir grup ya da topluluğun değil, tüm bireylerin
toplanma özgürlüğüne müdahale ediliyor olmasını özellikle dikkate almaktadır.
Ankara’da on altı ve İstanbul’da sekiz toplantı ve gösteri mekânının belirlenmesi diğer yandan, İHAM tarafından geliştirilen gizli engel ve caydırıcı etki kavramlarının somut
birer örneğini oluşturur. İHAM, gizli engel kavramını, kamu makamları tarafından toplanma özgürlüğünün kullanılmasını sağlamak adına gerçekleştirilen düzenleme ve işlemlerin, söz konusu özgürlüğün kullanımını fiilen engelleyen birer araca dönüşmesi halini
tanımlamak için geliştirmiştir. Türkiye’deki durum ise çok daha yapısal bir engele işaret
eder. Anayasa uyarınca önceden izin almaksızın kullanılabilecek toplanma özgürlüğü,
barışçıl olsa bile, sadece yasaklanmamış mekânlarda kullanılabilmekte, bu durum, özgürlüğün kapsamını fiilen ve ölçüsüz bir şekilde daraltarak gizli bir engele dönüşmektedir.
Bununla bağlantılı olarak özgürlüğü kullanmak isteyenlere yönelik caydırıcı etki; Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda yer alan kanun dışı toplanma tanımı, toplanmayı
dağıtma yükümlülüğü ve cezalardan kaynaklanmaktadır. Kanun’un 23. maddesinin (d) ve
(e) bentleri uyarınca, mutlak yasakların geçerli olduğu mekânlar dahilinde ya da valilik
tarafından belirlenen mekânların dışında gerçekleşen tüm toplantı ve gösteriler, başka
hiçbir koşul ya da özelliğe bakılmaksızın “kanuna aykırı sayılır”. Kanun’un 24. maddesi
uyarınca, bu şekilde kanuna aykırı olarak başlayan toplantı ve gösterilerde, “güvenlik
kuvvetleri amiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılacakları ihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır.” Emredici nitelikteki bu
hükmün yanı sıra Kanun’un 28. maddesinde, kanuna aykırı toplantı ve gösterilere sadece
katılmak dahi, hapis cezası gerektiren bir eylem olarak düzenlenmiştir.
Böylelikle, bir şehrin herhangi bir yerindeki bir parkta ağaçların kesilmesini ya da
herhangi bir sokakta işlenen bir siyasi cinayeti veya herhangi bir idari ya da siyasi kurumun faaliyetlerini, ilgili mekânlarda protesto etmek isteyen kişiler, mekân yasakları nedeniyle, barışçıl niyetlerine bakılmaksızın, polisin zor kullanımı ve cezai yaptırım tehdidine maruz kalmakta ve pek çok olayda, bu tehdit gerçeğe dönüşmektedir. Oysa İHAM’a
göre barışçıl bir gösteri, cezai bir yaptırım tehdidine tabi kılınamaz ve hukuka aykırı bir
83 Gün and Others v. Turkey,a.g.k., § 50; Christians Against Racism And Fascismv The United Kingdom, 8440/78,
16.7.1980, D.R. 21, s. 150.
22