ULUSLARARASI ENGELLİ HAKLARI KONFERANSI - ENGELLİLERİN ADALETE ERİŞİMİ reyleri tanımlamak için kullanıldığı ve daha en baştan bu kişilerin bir birey olarak toplumda var olmasının güçleştirildiği görülmüştür. Sosyal bilimler alanında “engelli” haklarına ilişkin çalışmaların yaygın olmadığı ve literatürde terim birliğinin var olmadığı saptanmıştır.4 Sosyal bilimler araştırmalarında bir konu üzerinde terim birliğinin sağlanması, konuyu tanımlanmak ve bir işin yapılabilmesi için tespitte bulunmaktır. Bu tespit aynı zamanda konuya nasıl yaklaştığımızı ifade eder ve bu nedenle büyük önem taşır. Uygulamadaki farklı modellerin belirlediği yaklaşımlardan kaynaklı terim birliği olmaması, örneğin medikal (tıbbi) modelin tercih edilmesi, hukuka da yansımış ve hukuk kurallarının sağlıklı-sağlıksız ikiliğine göre şekillenmesine yol açmıştır. Sosyal model veya biyopsikososyal model zamanla yaygın hale gelmekle birlikte, hukuk kurallarının bu modellere adaptasyonu sadece lafzi düzeyde kalma eğilimi göstermektedir. Bu bağlamda özürlü, sakat, malul veya eksik gibi sözcüklerle meselenin ele alınması kişilerin farklılıklarının dezavantaj olarak nitelendirilmesi anlamına gelmektedir. Bu, hak temelli olmayan bir yaklaşımla dezavantajların kişinin kendisinden kaynaklanan bir durum olduğuna ilişkin yanlış bir yaklaşımdır. İçsel veya objektif anlamlar taşıyan bu sözcükler, durumu bir sorun değil kabul edilmesi gereken bir olgu olarak görür. Oysa engellilerin dezavantajları mevzuattaki yetersizlikler, yasal kazanımların uygulamaya aktarılamaması ve toplumsal zihniyet ve bakış açısına bağlı diğer eksiklik ve aksaklıklar nedeniyle kısıtlı bir hayat erişimi, ötekileştirilmişlik, geliştirilemeyen yetenekler, kendini gerçekleştirememe ve dar bir çerçevede yaşamını sürdürmedir. Bir diğer ifadeyle, bu dezavantajlar dışsal ve ortadan kaldırılabilirdir. Kişinin engellilik durumu insani değeriyle ilgili değildir. Bu durum, engellilik çalışmalarımızın nedenini ve temelini oluşturmaktadır. Nitekim engellilerin farklılıklarının çalışmamız bakımından önemi, fizyo-anatomik (içsel) bakımdan değil, toplumsal yaşama erişme ve katılma bakımındandır. Bu nedenle bireyin karşısına çıkan (dışsal) engelleri ve bu engellerin 4 2005 yılında yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 25.04.2013 tarihinde yapılan değişiklikle kanunun adı dahil kanunda geçen özürlü ifadesi engelli ifadesi şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca bu kanunun yayımlanma amacı, hakların ilkesel düzeyde yasal bir bütünlüğe kavuşturulması olarak belirlenmiştir (Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile…, Genel Gerekçe). 100

Hedef paragraf seç3