ULUSLARARASI ENGELLİ HAKLARI KONFERANSI - ENGELLİLERİN ADALETE ERİŞİMİ
önünde bulundurulduğunda, görme engellilerin bilgi düzeylerinin diğer
gruplarınkine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Zihin engelli
çocuğa sahip ailelerin, dolayısıyla zihin engellilerin adalete erişim noktasında bilgi düzeylerinin engel grupları içerisinde en düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Engellilerin adalete erişim konusunda yaşadığı güçlükleri
tespit amacıyla yapılan içerik analizinde dört ana temaya ulaşılmıştır.
Bu temalar fiziksel ve mimari, teknoloji, tutum ve bilgisizlik başlıklarıyla adlandırılmıştır.
Giriş
Yaklaşık bir milyar insanın ya da küresel nüfusun %15’inin bir şekilde
bir engeli deneyimlediği bilinmektedir. Engelliliğin tanımı yıllar içerisinde değişmiştir. Önceleri tamamen tıbbi olarak yapılan tanımlamalar
sosyal tanımlara doğru kaymıştır. Diğer bir deyişle, tamamen tıbbi bir
engellilik modelinden sosyal modele geçilmiştir. Engellilik, tıbbi yetersizlik değil engelli bireylerin engellerinin toplum içerisindeki etkileşimlerine sosyal etkisidir (APA, 2013). Engelli kişiler, orantısız sosyoekonomik marjinalleşmeyle karşı karşıya kalmaktadır; daha düşük sağlık ve
tıbbi tedavi, düşük eğitim kalitesi, sınırlı istihdam olanakları ve genellikle toplum içerisine aktif katılıma ilişkin geniş kapsamlı kısıtlamalar
söz konusudur. Bu olumsuz sonuçlar özellikle engelli kişilerin yaşadığı,
adalete erişimin önündeki engellerle daha da artmaktadır. Engellilik,
yoksulluğun hem sebebi hem de sonucudur ve adalete etkili erişim ile
sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasının temel
bileşenleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Adalete erişim, başlı başına bir hak olarak ve diğer tüm hakların kullanımının bir önkoşulu olarak, bu hassas grup kategorisi için özellikle çok önemlidir ve adalete en
etkin şekilde erişmesi gerekenler ayrımcılıkla en sık karşılaşılanlardır
(Stein & Stein, 2007).
Özel gereksinimli bireylerin adalete erişebilmelerini ve dışlanmamalarını sağlamak ya da adalet sistemi tarafından ötekileştirilmelerini
önlemek için çalışmak hem tatmin edici hem de sinir bozucu olabilir.
Özel gereksinimli bireylerin adalet sistemine tam olarak katılmasının
küresel perspektifte, hiçbir ülke tarafından sağlanamadığını söylemek
mümkündür. Bu durum ne yazık ki sadece engelli kişilerle sınırlı değil146