TÜRKIYE’DE AYRIMCILIK ALGISI
ayrımcılıkla mücadele etmeyi öngören çok sayıda yeni sivil toplum kuruluşu Türkiye’de faaliyet geçecektir. Türkiye’de ayrımcılık hakkında üretilen en kapsamlı
raporların da bu tarihten sonra yayımlanmaya başladığını görürüz. İnsan Hakları
Gündemi Derneği’nin 2005 yılında yayımladığı Türkiye’de Ayrımcılık, Irkçılık ve
Nefret Suçları başlıklı rapor, İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’nce ayrı ayrı hazırlanarak 2010 ve 2011 yıllarında
farklı tarihlerde yayımlanan dört farklı alana dair (“Irk veya Etnik Köken”, “Din
veya İnanç” “Engellilik”, “Cinsel Yönelim veya Cinsiyet Kimliği” temelli) Ayrımcılık İzleme Raporları, Alevi Kültür Dernekleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi,
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Enstitüsü ortaklığında 2010 yılında yayımlanan Alevi Bakış Açısıyla Türkiye’de Ayrımcılık Raporu, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) tarafından hazırlanarak
2011’de yayımlanan Türkiye’de Etnik Ayrımcılık Raporu, Eşit Haklar İçin İzleme
Derneği tarafından hazırlanarak 2011’de yayımlanan Türkiye’de Engellilere Yönelik Ayrımcılık ve Hak İhlalleri Raporu, Pembe Hayat LGBTİ Dayanışma Derneği
ve Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (KAOS
GL) tarafından 2013’den itibaren her yıl hazırlanan Cinsel Yönelim ve Cinsiyet
Kimliği Temelli İnsan Hakları İzleme Raporu, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından 2014’ten bu yana iki yılda bir yayımlanan 81 İl İçin
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi, Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi Projesi, Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ile Tarih Vakfı ortaklığında 2015’te yayımlanan
Türkiye Eğitim Sisteminde Renk, Etnik Köken, Dil, Din ve inanç Temelli Ayrımcılık
başlıklı yayınlar bunlardan bazılarını oluşturuyor. Yine aynı dönemde, akademik
yayınlarda da ayrımcılık meselesinin önem kazandığını görüyoruz. Özellikle çalışma yaşamındaki cinsiyet temelli ayrımcılık üzerine ciddi bir külliyatın oluştuğunu, bunun dışında medyada nefret söylemin ve ayrımcı söylemin incelenmesine önem verildiğini, keza Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel, İntersex
(LGBTİ+)’lar, engelliler, yaşlılar gibi 2000 sonrasında ayrımcılığa uğradıkları dillendirilmeye ve kabul edilmeye başlanan gruplarla ilgili araştırmalarda da gözle
görülür bir artış olduğunu söyleyebiliriz.
Okumakta olduğunuz araştırma raporu da bu külliyata katkı sunmayı hedefliyor. Bu noktada ayırt edici olarak görülebilecek bir yönünün, Türkiye’deki
ayrımcılığı incelerken, araştırma evrenine, ayrımcılık yapan ya da yapma potansiyeli olan failleri de geniş bir biçimde dâhil etmesi olduğunu söyleyebiliriz.
Yani ayrımcılık vakalarının nicel ve nitel bakımda incelenmesi ya da ayrımcılığa
uğrayan faillerin deneyimlerinin öğrenilmesi yöntemlerine başvurularak yapılmış olan ayrımcılık araştırmalarından kısmen farklılaşıyor. Türkiye’de ayrımcılığın potansiyel olarak faili ve mağduru olanların, bizzat ayrımcılık hakkındaki
deneyimlerini duygularını, düşüncelerini öğrenmeyi ve böylelikle ayrımcılıkla
mücadelede işlevsel olabilecek kimi bulgulara ulaşılması araştırmanın temel hedefini oluşturuyor.
10