Giriş
BMEHS, Türkiye hükümeti tarafından 2007 yılında onaylanmıştır, fakat iç hukuk geçen 12
yıllık süre zarfında Sözleşme ile uyumlaştırılmamıştır. İç hukukta yapılan en önemli
değişiklikler birçok mevzuatta yer alan “özürlü” kelimesinin “engelli” ile değiştirilmesiyle
sınırlı kalmıştır. Mevcut mevzuat, ayrımcılığın yasaklanması başta olmak üzere Sözleşme'den
kaynaklanan diğer yükümlülükler açısından g��zden geçirilmemiştir. Engellilikle ilgili temel
mevzuatın yanı sıra engellilikle ilgili düzenlemeler içeren başka kanunlar da bulunmaktadır.
Bunlardan birisi olan Engelliler Hakkında Kanun, ayrımcılık türlerini tanımlar ve yasaklar.
Ancak, bu Kanun yasaklanan ayrımcılık için herhangi bir cezai yaptırım içermemektedir. 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi ayrımcılığa ceza uygular, ancak bu hüküm
ayrımcılık gerekçesinin ancak “nefret” üzerine kurulu olduğu durumlarda uygulanabilir. Ek
olarak, ayrımcılık durumunda kanıtlama yükümlülüğünün tersine çevrilmesi sadece 4857 sayılı
İş Kanunu'nda yer almaktadır. Ancak, bu düzenlemenin kapsamına iş başvuruları ve işe alım
süreçleri dâhil edilmemiştir. Buna bağlı olarak, söz konusu hükümden bir kişinin engeli
nedeniyle ayrımcılık yapıldığı için istihdam edilmediği durumlarda yararlanmak mümkün
değildir.
Bazı kanunlardaki ayrımcı hükümler halen yürürlüktedir. Örneğin 5174 sayılı Türkiye Odalar
ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu Md. 74 (e) ve 2802 sayılı Hakimler ve
Savcılar Kanunu 8 (g) maddesi ayrımcı hükümler içermektedir. Yeni yasal düzenlemelerin
yapılmasında Sözleşme temel referans belgesi olarak kullanılmamaktadır.
2005 yılında çıkarılan Engelliler Hakkında Kanun’da yer alan erişilebilirliğe ilişkin
düzenlemelerin uygulanması için tanınan süreler sürekli olarak uzatılmakta ve yükümlülükler
ertelenmektedir. Türkiye Sözleşme gerekliliğinin aksine engelli kişileri halen sosyal
yardımların nesnesi olarak kabul etmekte ve bu bakış açısıyla politika üretmektedir. Hiçbir
alanda kişisel destek mekanizması uygulaması bulunmamaktadır. Devletin temel bakışı tıbbi
yaklaşıma dayanmaktadır. Bu durum 2013 yılında dönemin Aile Bakanlığı Engelli ve Yaşlı
Hizmetleri Genel Müdürlüğü (EYHGM) Genel Müdürü Sayın Aylin Çiftçi tarafından Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ifade edilmiş ve Engelli Hakları İnceleme Raporu’nda yer
almıştır.1
Sözleşme’nin onaylanmasından sonra engellilik alanındaki sorunların tespitiyle ilgili bir tanesi
2009 yılında Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından diğeri ise 2013’te TBMM
İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından olmak üzere iki resmi rapor hazırlanmıştır.
Ancak raporlardaki öneriler uygulamaya geçirilmemiştir.
Tıbbi yaklaşımın göstergelerinden birisi olan sağlık raporlarında %40’tan daha az oranda rapor
verilenlerin engelli kişiler olarak kabul edilmemesi Sözleşme ’ye aykırı bir husustur.
1
https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/docs/2013/raporlar/engelli_haklari_inceleme_raporu.pdf
7