TÜRKİYE’DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ - DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ DERSİ VE KİTAPLARI HAKKINDA İNSAN HAKLARI TEMELLİ BİR DEĞERLENDİRME • Dinler ve inançlarla ilgili konuları, insan hakları ve barış gibi daha geniş kapsamlı konularla ilişkilendirebilmek. • Farklı dinler, inanç sistemleri ve bunların içindeki çeşitlilik hakkında temel bilgi sahibi olmak. • Kişinin hayatında dinsel veya felsefi inancın önemli bir yeri olduğunu anlamak. • Farklı dinler ve inançlar arasında benzerlik ve farklılıklar olduğunu fark etmek. • Dinsel topluluklar ve üyelerine ilişkin olumsuz basmakalıp tiplermeler hakkında bilgi sahibi olarak bunları fark etmek ve sorgulamak. • Dinsel farklılıklara saygının olmadığı zamanlarda, tarih içinde, aşırı şiddet yaşandığına dair tarihsel ve psikolojik bir anlayışa sahip olmak. Hoşgörüsüzlük ve ayrımcılığın olduğu ortamda, saygılı ve hassas bir şekilde karşı harekete geçebilme becerisine sahip olmak. Yukarıda sunulan insan hakları çerçevesinden de görüleceği gibi, Türkiye’nin de taraf olduğu insan hakları sözleşmelerinden kaynaklanan insan hakları yükümlülükleri, DKAB dersinin içeriği ve uygulaması bağlamında önemli yükümlülükler doğurmaktadır. Bu bağlamda insan hakları sözleşmeleri, bilhassa ebeveynlerin ve çocuğun düşünce, din veya inanç özgürlüğü hakkı, eğitim hakkı ve ayrımcılık yasağını koruma altına almakta ve Türkiye için önemli hukuki yükümlülükler oluşturmaktadır. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri”nin esas alınacağını hatırlamak önemlidir.68 3.2. Ulusal Yasal Çerçeve Türkiye’de din veya inanç özgürlüğü ve din eğitim ve öğretimiyle ilgili temel ulusal hukuki çerçeve, 1982 Anayasası’nda korunan laiklik ilkesi ve 24. madde ile çizilmiştir. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir niteliği olarak Anayasa’nın Başlangıç bölümü ile 2., 13., 14., 68., 81., 103., 136. ve 174. maddelerinde yer alan laiklik ilkesinden temel alır. Bu hükümlerde laiklik, devletin dini inançlar karşısındaki konumunu belirleyen siyasal bir ilke olarak düzenlenmiştir. Buna göre, “Dini konulardaki bireysel tercihler ve bunların şekillendirdiği yaşam tarzı, devletin müdahalesi dışında ancak koruması altındadır.”69 Laiklik ilkesi, din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi ve toplumsal çeşitliliği koruyarak, bireylerin ve toplulukların sahip oldukları inançlarıyla barış içinde bir arada yaşabilecekleri düzenin güvencesidir.70 Farklı dini inançlara sahip olanlar ya da herhangi bir inanca sahip olmayanlar, laik devletin koruması altındadır. Anayasa’nın 2. maddesinin gerekçesinde yapılan tanıma göre, “Hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve din ve inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir.”71 Söz edilen güvenceyi sağlamak için, devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri vardır. 68 69 70 71 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 90. AYM, E.2012/65, K.2012/128, K.T. 20/9/2012; Tuğba Arslan, § 133-135. A.g.k. A.g.k. 22

Hedef paragraf seç3