BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ bağlı olması daha uygun bulunmaktadır.53 Ancak yasama organına bağlılık kurum üyelerinin atanması ve görevden alınması ile sınırlı bir durumdur. Atama sürecinde nitelikli çoğunluk öngörülmesi siyasi baskıları daha aza indirilmesini sağlayacaktır. Bunun dışında kurum üyelerinin görev süresinin parlamentonun görev süresinden farklı tutulması önerisi de getirilmektedir.54 Yasama organı ile bir başka bağ ise kurumların yasama organına belli aralıklarla rapor sunma yükümlülüğü getirilmesidir. Bu durum da bağımsızlık açısından bir sorun yaratmamaktadır. Hatta bu şekilde bir çalışma ile yasal değişiklik önerilerinin yasama organının dikkatine sunulması mümkün olmaktadır.55 Ancak raporun içeriği kurum tarafından belirlenmelidir ve doğrudan yasama organına sunulabilmesi gerekmektedir. Bahsedilen konular göz önünde tutulduğunda kurumun yasama, yürütme ve yargı organlarından kurumsal bağımsızlığı ve özerkliği büyük ölçüde sağlanmış olacaktır. Bağımsızlık devletle hiçbir bağ olmaması anlamına gelmemektedir; ancak yasama, yürütme ve yargı organları ile bağın yasal olarak tanımlanması ve görevini bu çerçevede bağımsız olarak yerine getirmesi anlamına gelmektedir.56 Yasal düzenlemeye yapılan vurgu, kurumun yasal statüsünün kolayca değiştirilememesi, yasama organında bu yönde bir girişimin tartışılabilme imkanı sunması ve ülke içinde veya uluslararası alanda çeşitli aktörlerin konuyla ilgili sürece katkıda bulunmasının açık olması gibi olgulara işaret edilmektedir.57 BM tarafından ulusal insan hakları kurumları hakkında hazırlanan el kitabı bağımsızlık konusunda dört başlığa dikkat çekmektedir. Bu başlıklar yasal ve operasyonel özerklik yoluyla bağımsızlık, mali özerklik yoluyla bağımsızlık, atama ve görevden almaya ilişkin usuller yoluyla bağımsızlık ve üye kompozisyonu yoluyla bağımsızlıktır.58 Görüldüğü gibi bağımsızlık konusu büyük ölçüde idari ve mali bağımsızlık olarak kavranmaktadır. İdari bağımsızlık bakımından yürütme organından gelebilecek diğer müdahalelere karşı bağımsızlık sağlanmalıdır. İdari bağımsızlık, ayrımcılık vakalarının bir kısmının resmi makamların eylem ve işlemleri ile gerçekleştiği düşünüldüğünde ayrıca önem kazanmaktadır.59 Burada ön plana çıkan başka bir konu ise bu kurumların “idari” nitelikte düzenlenmelerine karşın idareden bağımsızlığının sağlanmasıdır. Eşitlik kurumları bazen yürütme organına bağlı olarak oluşturulabilmektedir. Böyle bir durumda bağımsızlığın daha da fazla güvence altına alınması gerekmektedir. İdareden bağımsızlaşmamış kurumlar ayrımcılık mağdurlarının gözünde bağımsız kurumlar olarak algılanmayabileceği için itibar kaybı yaşayabilir. Bu durumda eşitlik kurumun yürütme organından ve idareden gelebilecek baskılara karşı koyabilmesi bağımsızlığının güvence altına alınmasına bağlıdır. Bu durumun yukarıda ifade edilen, kurumun anayasal ve yasal zemininin bulunmasına dair vurgu ile doğrudan bağlantısı bulunmaktadır. Eşitlik kurumunun hukuki zemininin tercihen anayasa veya yasalarca sağlanması, idari düzenlemelere bırakılmaması bağımsızlığı güçlendirici etki yapacaktır.60 Burada AB Direktiflerinin aksine yalnızca faaliyetlerde değil kurumsal düzeyde de bağımsızlık güvence altına alınmalıdır. Bağımsızlığın hukuken güvence altına alınmadı53 Roy Gregory, “Building an Ombudsman Scheme: Statutory Provisions and Operating Practises”, The International Ombudsman Anthology, Linda C. Reif (ed.), Kluwer Law International, The Netherlands, 1999, s. 136. 54 Kucsko-Stadlmayer, s. 10. 55 Yasama organına rapor sunma yükümlülüğünün değişik işlevleri için bkz, Kucsko-Stadlmayer, s. 48. 56 National Human Rights Institutions, s. 10, para. 68. 57 Smith, s. 914. 58 National Human Rights Institutions, s. 10-11, para. 68-85. 59 Gregory, s. 133. 60 Cormack; Niessen, s. 24. 29

Hedef paragraf seç3