BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
Önsöz
Ulusal insan hakları kurumları (UİHK), günümüzde ulusal düzeyde insan haklarının
korunması ve geliştirilmesinde temel mekanizmalardan biri olarak kabul edilmektedir.
Ülkeden ülkeye farklılıklar göstermesine rağmen genel olarak Eşitlik kurumları veya
ombudsmanlık olarak kategorize edilebilecek yapılar olarak kurulan UİHK’lar, farklı
yetkilere de sahip olabilmektedir. Ancak bu farklılıklar UİHK’ların sahip olması gereken
evrensel standartların olmadığı anlamına gelmemektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı 48/134 sayılı kararda UİHK’ların statülerine ilişkin evrensel
normlar ilan edilmiştir. Paris İlkeleri olarak bilinen bu kriterlere göre UİHK’lar; anayasal veya yasal dayanakla kurulmalı ve yetkilerle donatılmalı; idari ve finansal olarak
bağımsız olmalı; çoğulcu bir yapıya sahip olmalı ve kurum üyeleri güvencelere sahip
olmalıdır.
Türkiye’de 2012 yılında 6328 sayılı kanunla “kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem
ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde,
hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere” Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) kurulmuştur. Aynı yıl çıkarılan 6332 sayılı kanunla Türkiye İnsan Hakları Kurumu da kurulmuş ancak bu kurum
2016 yılında çıkarılan 6701 sayılı kanunla lağvedilmiş ve yerine “insan onurunu temel
alarak insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada
ayrımcılığın önlenmesi ile bu ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermek, işkence ve kötü
muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini
yerine getirmek üzere” Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kurulmuştur.
Kanun, TİHEK’in işkencenin önlenmesi konusunda ulusal önleme mekanizması olmasının yanı sıra TİHEK’e ayrımcılığın önlenmesi görevi de vermektedir.
İnsan hakları sözleşmelerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden herkesin yararlanması, ayrımcılık yasağı ilkesine ilişkin yasal düzenlemelerin ve önleme
mekanizmalarının etkililiği ile doğru orantılıdır. Ayrımcılığın önlenmesi; toplumsal
farkındalığın artırılması, kamusal hayatın her alanında insan haklarına ve farklılıklara
saygının güçlendirilmesi, ayrımcılık riski altındaki gruplara yönelik hukuksal koruma
şemsiyesinin genişletilmesi, etkili soruşturma ve tazmin mekanizmalarının varlığını ve
geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. İnsan hakları ve eşitlik kurumları da bu ihtiyaçtan
ortaya çıkan mekanizmalardır. Bu açıdan bakıldığında; bu kurumların, insan haklarının
özellikle de en savunmasız grupların haklarının korunmasına odaklanması gereklidir.
5