BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ getirilmesi veya şikayetin çözüme kavuşturulduğunun taraflarca Kuruma bildirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı verilebilecektir. Her ne kadar kısa sürede ve kurumun iş yükünü azaltacak nitelikte bir yöntem gibi görünse de KDK’nın nitelikleri göz önüne alındığında bu yöntemin bazı sakıncaları olabileceği de dikkate alınmalıdır. Uygulamada dostane çözüm durumunda karar yazılmamakta ve bu kararlar yayımlanmamaktadır. Oysa, KDK somut başvuruları çözmenin yanı sıra idarelerin şeffaflığını sağlamak, kararlarıyla idareye yol göstermek işlevlerine de sahiptir ve bir kamuoyu denetimi görevini yerine getirmektedir. Bu bakımdan, dostane çözüm yolu veya davanın kabulü gibi yöntemler AİHM ya da ulusal mahkemelerde somut başvurunun çözümü açısından etkili görünse de bir kişi için getirilen bir çözümün diğer bireyler veya idareler açısından etkisi düşünüldüğünde elverişli bir yöntem olmayabileceği dikkate alınmalıdır. 2019 istatistiklerine bakıldığında %22 oranında dostane çözüm kararı verilirken karar yazılan başvurular (Ret, tavsiye, kısmen tavsiye) %6,63’lük dilimi oluşturmaktadır. Her ne kadar bu rakam Kurumun etkin hareket ettiği ve sorunları çözdüğü anlamına gelse de tavsiye kararlarının oranının bu kadar az olması Kurumun karar üretme ve emsal oluşturma kapasitesi bakımından kurumun gelişimini zayıflatacaktır. Kuruma yapılan başvuruların önemli bir özelliği de yargısal denetime oranla daha kolay ve ücretsiz olmasıdır. İnternet yoluyla ve ücretsiz başvuru yapılabilmesi dava öncesi bir alternatif çözüm yolu olabilmesi bakımından önemlidir. Bu bağlamda, Kuruma yapılan başvurunun dava açma süresini durdurması Kuruma başvuru yapılabilmesi için önemli bir güvencedir. Diğer yandan, Kanunun 17/4 hükmüne göre, Kuruma başvuruda bulunulabilmesi için, İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesi gereklidir. Ancak, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, idari başvuru yolları tüketilmese dahi başvurular kabul edilebilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu, sadece zorunlu idari itiraz yollarının değil, ihtiyari bir başvuru yolu olan İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 11. maddedeki başvurunun da yapılmış olmasının zorunlu tutulmasının başvuru sürecini çok uzatacak/zorlaştıracak nitelikte olmasıdır. Bir örnekle açıklamak gerekirse kişinin hakkındaki bir idari işlemin kurulmasının ardından önce İYUK 11 uyarınca işlemin geri alınması/kaldırılması veya değiştirilmesi talebiyle bir başvuru yapması gerekecek; bu başvuruya 60 gün içinde cevap verilmeyerek zımnen veya açıkça ret cevabı üzerine dava açma süresi içinde ayrıca KDK’ya başvurması gerekecektir. Kurumun yedinci yılı tamamlanırken 2019 yılı istatistiklerine göre, başvuruların % 41,43’üyle ilgili olarak idareye gönderme kararı verilmesi de bu başvuru yollarının Kuruma başvuruyu güçleştirdiğini göstermektedir. Kuruma kimlerin başvuru yapabileceği konusunda 6328 sayılı Kanunda herhangi bir sınırlandırma bulunmamaktadır. Kanun’un 17. maddesine göre, “Kuruma, gerçek ve tüzel kişiler başvurabilirler. Başvuru sahibinin talebi üzerine başvuru gizli tutulur.” Buna karşılık Uygulama Yönetmeliği’nin 7. maddesinde “menfaati ihlal edilen gerçek ve tüzel kişiler Kuruma şikâyet başvurusunda bulunabilir. Ancak, şikâyetin insan hakları, temel hak ve özgürlükler, kadın hakları, çocuk hakları ve kamuyu ilgilendiren genel konulara yönelik olması hâlinde menfaat ihlali aranmaz” hükmüne yer verilmiştir. Öncelikle Kanunda yer almayan bu tür bir düzenleme hak arama özgürlüğünü sınırlandırma anlamı taşıdığı için Anayasa’nın 13. maddesi gereği mutlaka kanunla getirilmesi gerekir ve yönetmelikle yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, resen inceleme yetkisi olması gerektiğinden bahsedilen bir Kurumda başvuru koşulunun sınırlandırılması anlamlı değildir. Kuruma yapılan başvurular bakımından dikkat çekici bir özellik de çocukların doğrudan başvuru yapabilmesidir. Özellikle veli/vasiden kaynaklanan hak ihlalleri bakımından veya veli/vasinin idareye (özelde okul yönetimi veya öğretmene) karşı başvuru 59

Hedef paragraf seç3