TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ Kararda etkili başvuru hakkı yönünden bir değerlendirme yapılmamış, sadece toplantı özgürlüğü bakımından kabul edilemezlik kararı verilmiştir. Mahkeme’nin akıl yürütmesindeki “irrasyonelliği” ve etkili başvuru hakkı açısından etkisini göstermek açısından karardan doğrudan alıntı yapmak faydalı olacaktır: “32. Somut olayda başvurucu Dernek, idari işlem tarihi ile başvuru tarihi arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasının kendisi yönünden önemini bireysel başvuru formunda somut olaylara dayalı olarak açıklamamış, salt idari işlem nedeniyle Anayasal haklarının ihlal edildiğini belirtmiştir. Başvurucu anılan dönemdeki idarenin yasaklama kararı nedeniyle, kendi tüzel kişiliğinin fonksiyonlarını yerine getirmesinin etkilediğini, yapılması planlanan bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün tamamen etkisiz hale geldiğini veya yapacağı etkinliklerle yaratılmak istenen farkındalığın oluşmayacağını da ileri sürmemiştir. (vurgu eklenmiştir) 33. Bireysel başvuruda bulunabilmek için mağduriyet statüsünün varlığı ve başvuru hakkında da karar verilinceye kadar devam etmesi şarttır. Bu kapsamda, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal ettiği iddiasıyla başvuruya konu edilen idari işlemin, davanın esası hakkında verilen karar ile başvurucu lehine iptal edildiği ve anılan bu karar sonucunun başvurucu açısından belirli bir tatmin sağladığı ve ileri sürülen ihlal iddiasının bu yolla giderilmek suretiyle mağdur sıfatının ortadan kalktığı görülmektedir. 34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı anlaşıldığından diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir”. Mahkeme, bu sürenin sonunda işlem iptal edilmiş olduğundan arada geçen süre bakımından başvuruda hakların ihlal edildiğine dair “savunulabilir bir iddia” olduğunu kabul etmediği için etkili başvuru hakkı yönünden değerlendirme yapmamıştır. Mahkeme, kişi yönünden yetkisizlik kararı vermeyip sonuçta ihlal kararı vermeseydi dahi yasaklama kararının kendisi “ihlale yönelik savunulabilir bir iddia”yı içerdiğinden -hangi maddenin ihlal edildiği konusunda kendisinin niteleme yapma yetkisini kullanarak- etkili başvuru hakkı incelemesi de yapması gerekirdi.39 Yani, Mahkeme’ye göre, bir buçuk yıla yakın bir süre doğrudan çalışma alanında hiçbir toplantı yapılamamasına yönelik karar derneği “mağdur” etmemiş, başvurucu totolojik bir şekilde zaten yasak olan toplantıyı yasağa rağmen planladığını ispatlayamamış olduğu için kişi yönünden yetkisiz hale gelmiştir. Konuyla ilgili olarak doğrudan değerlendirme içeren karar ise İsmail Sarıkabadayı vd. kararıdır. Başvuruda 7-8 Mayıs 2016 tarihlerinde yapılması planlanan gösteriden 39 Bu noktada etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin –hakkın doğası gereği- ilk derece mahkemelerinde ileri sürülmesi gerekmediğini ve Mahkemenin bazı kararlarında yöneldiği bu argümanın da kullanılamayacağını belirtmek gerekir. 24

Hedef paragraf seç3