TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ
ilgili düzenlemelere göre, toplantı düzenleyeceklerin en erken 15 gün, en geç 10 gün
önce başvuruda bulunduğunu, idari makamların üç gün içerisinde toplantının yerini,
zamanını veya yapılış biçimini reddetme/değiştirme yetkisi olduğunu; hatta mahkemelerin bu davaları on gün içerisinde sonuçlandırması gerektiğine ilişkin düzenlemeler olduğunu belirtmek gerekir. AİHM Lashmankin kararında Rusya mahkemeleri
için getirilen bu on günlük sürenin uygulandığı konusunda Devletin ikna edici bir
doküman veya istatistik sunmadığını ve bu nedenle ikna edici bulunmadığını, bu başvuruya konu olaylarda da 10 gün içinde karar verilmeyebildiğini saptamıştır. Hatta ilk
günden başvuru yapılıp tüm sürelere uyulduğu takdirde bile toplantı gününden önce
karar verilmesinin garanti olmadığını özellikle belirtmiştir.
AİHM’in bu değerlendirmeleri ile Türkiye’de İYUK ile 2911 sayılı Kanun hükümleri
bir arada değerlendirildiğinde, Türkiye’de son derece yaygın biçimde başvurulan ve
bir etkinlikten bir gün öncesinde dahi alınabilen yasaklama ve erteleme kararlarında
yürütmenin durdurulması kurumunun çoğu zaman toplantı tarihinden sonra karara
bağlanan bir kurum olduğu görülür. Yukarıda açıklandığı üzere, özel yargılama usulü normları bulunmaması, savunma almadan yürütmenin durdurulması kararı verilmesine başvurulmasının güçlüğü, karar yazılması için gerekli usul kuralları, nöbetçi
mahkeme olmaması, idareyi süre bakımından sınırlayan normların sınırlı olması gibi
koşullarla bu tür kararlarda iptal davasının etkili bir başvuru yolu olmak için gerekli koşulları sağlayabilecek bir kurum olduğunu söylemek mümkün değildir. Her ne
kadar her toplantı bakımından belli bir tarihte yapma özel bir öneme sahip olmasa
da çoğu toplantı bakımından süre unsurunun önemi özellikle vurgulanmalıdır. Diğer yandan, incelenen idare ve mahkeme kararlarında toplantıların anayasaya aykırı
biçimde izne bağlanması, tedbir alma şeklindeki genel yetkiden bu özgürlüğü sınırlama yetkisi çıkarılması, ayrımcı uygulamalara izin verecek şekilde kararlara istisnalar
belirlenmesi, yasal dayanağın aşılması, sebep unsurunun somut biçimde ortaya konulmaması gibi hukuki sorunların mahkemelerce tartışılmaması ve sadece ilgili maddelere ve idarenin sunduğu gerekçelere atıf yapılarak karar verilmesi iptal davasının
uygulamada da etkili başvuru yolu olmasını güçleştiren unsurlardır.
26