Kaynak: Belirsiz - (15-16 Haziran 1970 İşçi Eylemleri)
kanundan bu güne sendika özgürlüğü, toplu iş sözleşmesi
ve grev haklarından oluşan emeğin temel kolektif hakları,
yasaklara ve/veya kısıtlamalara maruz kaldı. Söz konusu
hakların anayasal düzeyde tanınması 1961 gibi hayli
geç bir tarihte oldu. Bu tarihten 1980 12 Eylül Askeri
Darbesi’ne kadar olan kesitte sağlanan göreli özgürlük
ortamı, sendikaların en güçlü dönemlerini yaşamalarını
sağladı. Toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı en geniş
biçimde kullanılabildi. Askeri darbe ile oluşturulan yeni
Türkiye’de ilk getirilen yasak ve kısıtlamalar, emeğin
kolektif haklarıyla ilgiliydi. Bir taraftan sendikalar, toplu
iş sözleşmesi ve grevle ilgili yeni yasal düzenlemeler
yapılırken diğer yandan, göreli özgürlük döneminin
yükselen sendikal örgütü Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu’nun (DİSK) faaliyetleri durdurularak yeni
bir sendikal düzen inşa edildi.
Günümüz Türkiye’sinde çalışma hayatını ve sendikal
dünyayı belirleyen çerçeve, büyük ölçüde 12 Eylül Askeri
Darbesi ile çizilmiştir. 2000’li yıllarda ise aynı çerçeve,
dönem dönem yaratılan iyimser beklentilerin aksine daha
da kısıtlanmıştır. Emeğin kolektif haklarının birbirleriyle
varoluşsal ilişki içinde bir sacayağı oluşturduğu
sendikal örgütlenme özgürlüğü, toplu iş sözleşmesi ve
grev hakkının işçilerce kullanımı; bu yıllarda, özellikle
uygulamada ciddi biçimde daraltılmıştır. 2012’de
uygulamaya konulan mevzuat (6356 sayılı Sendikalar
ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu) dayanak yapılarak
sürekli ertelemeler (fiilen yasaklamalar) nedeniyle
grev hakkı, neredeyse kullanılamaz hale getirilmiştir.
Kısaca yapılan yeni düzenlemelerde 12 Eylül’ün
oluşturduğu çalışma mevzuatının temel parametrelerine
dokunulmadığı gibi, (örneğin grev hakkı işyeri, sektör
Kaynak: Belirsiz - (1977-1980 Maden-İş MESS Grevleri)
8
OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI
AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I
9