Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu ve Ayrımcılık Yasağına Dair Mevzuatın
Avrupa Birliği Hukukuna Uyumu
bir şekilde 2009 yılında çıkmıştı. İnsan hakları savunucuları tarafından
hazırlanmış ve İçişleri Bakanlığı’nın bu yönde bir taslağa evet demesi ilk başta şaşırtıcı gelmişti. Bu taslak, 7 yıl boyunca İçişleri Bakanlığı
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’nın internet sitesinde durdu. Herkesin unuttuğu bir anda, revize edildi, hızlı bir şekilde Meclise geldi ve
yasalaştı. Bu arada örneğin ayrımcılık temelleri arasında yer alan “cinsel
yönelim” ifadesi metinden çıkarıldı. İlk taslakta yer alan birçok husus,
yasada yer almadı. İlk taslakta yer almayan ancak olumlu olarak yasaya
giren hususlar da oldu. Yasa, ne yazık ki büyük ölçüde Suriye ile yaşanan göç kriziyle ilgili uluslararası pazarlık konusu olarak geçti. STÖ’ler
hızlıca birtakım görüşler dile getirdiler ise de bunların hiçbiri dikkate
alınmadı. İlginç bir şekilde en iyi lobi çalışması Ombudsmanlık tarafından yürütüldü. Yasada, insan hakları alanında TİHEK’e başvuru yetkisi,
Ombudsmanlığa bu konuda başvuru yapılabileceği gerekçesiyle yer almadı. TİHEK yalnızca ayrımcılık yasağı ile ilgili bireysel başvuru alabilmektedir. İnsan hakları alanında ise ancak re’sen inceleme yapabilmektedir. Kurum, ayrımcılıkla ilgili olarak hem bireysel şikâyet alabiliyor,
hem re’sen harekete geçebiliyor; ancak adında “insan hakları kurumu”
ibaresi geçmesine rağmen insan hakları alanında çok sınırlı yetkilere
sahip görünüyor.
TİHEK Kanunu’nun gerekçesine bakıldığında, mevcut insan hakları
kurumunun kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi ve personel sayısının artırılması gibi hususlar göze çarpsa da, bu kuruma ayrılan bütçede
belirgin bir artış göze çarpmamaktadır. Ayrımcılık yasağı ve eşit muameleyle ilgili temel düzenlemeler büyük oranda olumlu olmakla birlikte
kurumsal yapı, geçmişte yapılan hatalar tekrarlanarak oluşturuldu. OPCAT diye anılan İşkence Karşıtı Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’nin
Ek Protokolü kapsamında bir ulusal önleme mekanizması kurulması
gerekiyordu ve bu görev de TİHEK’e verildi. Böylelikle üç alanda kurulması gereken üç ayrı kurum tek kurum bünyesinde bir araya getirilmiş
oldu. TİHEK Kanunu’nda hem ayrımcılık yasağıyla ilgili maddi hukuk
düzenlemeleri yapıldı, hem ayrımcılık yasağı ile eşitlik kurumu kuruldu,
hem de bu kuruma re’sen insan hakları alanında çalışma yetkisi verildi.
Bu kurumun işkenceyi önleme konusunda bir ulusal mekanizma olarak
da görev yapması öngörüldü. Kanunun gerekçesinde, tüm bu görevle99