Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
garantili bir yolu”nu oluşturur: “Eğer söylemi kontrol edebiliyorsanız yalnızca gazeteleri değil, aynı zamanda, muhtemelen okurların zihinlerini de
–doğrudan ya da otomatik bir şekilde olmasa da dolaylı olarak– kontrol
ediyorsunuz demektir. … Örneğin, gazeteler üzerinde denetim kurduğunuzda, dolaylı olarak insanların Kürtler ya da toplumdaki başka bir grup
hakkında neler düşüneceklerini kontrol ediyorsunuzdur” (Van Dijk, 2010,
13). Medya söyleminin eleştirel analizi bu noktada önem kazanır.
Medya metinleri –haberler, köşe yazıları, televizyon programları,
diziler, filmler, vb.– azınlıklara ya da ayrıcalıksız gruplara yönelik egemen bakış açılarını, ideolojileri, önyargı ve yaklaşımları yalnızca yeniden üretmekle kalmaz; aynı zamanda bunlara genel geçerlik kazandırır.
Böylece okurun, izleyicinin gündelik hayatında karşılaşmadığı ya da
kişisel bir deneyiminin bulunmadığı toplumsal kesimlerle ilişkisi, onlar
hakkındaki yargısı medya dolayımıyla oluşur (Van Dijk, 1991:7).
Gündelik hayata nüfuz eden ayrımcı ve ırkçı yargıların olağanlaştırılmasında medyanın oynadığı bu rol, gerçekte onun yaygın rızanın üretiminde gerekli olan sembolik kaynakların kontrolüne sahip olmasıyla
ilişkilidir. Bu kontrol gücü, medya kuruluşlarının haber değeri atfetme
pratiklerinde, haber kaynakları ve politik-ekonomik güç gruplarıyla
ilişkilerinde, istihdam politikalarında ve profesyonel haber üretim kodlarının işleyişinde hegemonyanın yeniden üretilmesine aracılık edecek
tercihlerin baskın olması anlamına gelir. Liberal medya kuramlarının
odağında bulunan “yansızlık” iddiasının haber medyası tarafından bu
medyanın aktardığı enformasyonun “gerçekliğin ta kendisi” olduğu savıyla söylemsel düzlemde sürekli olarak yeniden üretilmesi nedeniyle,
ayrımcı söylemlerin dayandığı önyargılar ve damgalamalar, iddia edilen
gerçekliğin olağan bir parçasıymış gibi sunulurlar.
Haber söyleminde ayrımcılık
Van Dijk’ın da aralarında yer aldığı eleştirel söylem analistleri, söyleme hegemonyanın kurulduğu ve yeniden inşa edildiği ama aynı zamanda dil üzerinden mücadelenin de gerçekleştiği bir anlamlandırma
dizgesi olarak bakmanın öneminin altını çizerler. Böylece, haber söy110