Uluslararası Ayrımcılık Konferansı Türkiye’de yaşayan Afrikalılar, özellikle Kurtuluş semtinde yaşayan Afrikalılar. Ben o Afrikalılarla çok sık karşılaşıyorum, örneğin her KurtuluşYenikapı otobüsüne bindiğimde mutlaka birkaçıyla karşılaşıyorum, her sokağa çıktığımda denk geliyorum, alışverişte görüyorum. Hele hele son durakta şöyle köşe başında bir kafede çay içeyim dersem çok daha fazla karşılaşıyorum. Onların temizliği hemen gözüme batıyor ve hayranlık uyandırıyor. Ancak bu kadar göze batan temizliğe, bu kadar göze batan giyim kuşam özenine karşın gene bilmeyenler için bir resim çizmeye çalışayım. Kurtuluş son durağa çıkan Akarca yokuşu vardır, Dolapdere’den yükselen dik bir yokuştur. O yokuşun en tepesinde bir lastik tamircisi ve hemen yanında da, yokuşun bitiminde ufacık bir çay ocağı vardır. Çay ocağı kapısının önüne 8-10 tane ufak tabure konmuştur ve her akşam Çingene müzisyenler orada buluşurlar ekip halinde, üçlü, dörtlü grup halinde taksilere binip giderler. Onların Çingene müzisyen olduklarını iki şeyden anlarsınız: Hemen hepsi siyah takım elbise giyerler ve hepsinin ellerinde sazları vardır. Kiminde kanun, kiminde ud, keman her neyse... Orada oyalanmayı çok severim. Orası ucuzdur, bir liradır bir çay. Çay içmek ve o çayı içerken de yanındakiyle, önceden tanışmadığın biriyle sohbet etmek çok keyiflidir. Bir defasında aralarındaki sohbete kulak misafiri oldum. Birkaç Çingene, Afrikalıların ne kadar pis olduğundan bahsediyorlardı. İşin en tuhafı onlar da, ben de biliyorduk ki pis değiller. Onlarla hiç karşılaşmamış olana bunu anlatabilirsiniz ama hepimiz gözlemledik. Çok tuhafıma gitmişti, içselleştirilmiş bir ayrıştırma... Çok tuhaftır ki, Türkiye’de aynı pis olma aşağılaması Çingenelere yönelik de çok söylenmiştir. Bu olay bana Afrikalıların varlığının Çingeneler için bir kurtuluş olduğunu düşündürdü. Daha aşağıda birini bulmuşlar, onlara yükleyecekleri bir sürü hakaret var ve bu hakaretlerle de kendilerini iyi hissedecekler. Müslümanların da Türkiye’de başkalarına yönelik hakaretlerle kendilerini iyi hissettikleri gibi bir kanaat var içimde. “Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz” lafını duymuş olmalısınız. Bu çok talihsiz bir laftır. Domuz ile gâvuru aynı yere koymak... Domuzun Müslümanlar için anlamını, ima ettiği şeyleri hepimiz biliyoruz. Doğrudur, domuz kürkü giyen kimseye rastlamadım. Domuz postu oluyor bu arada, onu da söyleyeyim. Yaban domuzunun postu fevkalade güzel, kilim niyetine yere serilebilecek bir şey olabiliyor. O ayrı mesele ama bu algıyı böyle 126

Select target paragraph3