Güncel Irkçılık ve Ayrımcılık Türleri:
BM Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesi’nin Çalışmaları Üzerine Bir Değerlendirme
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına
İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICERD)
ICERD, görece olarak basit ve anlaşılır bir sözleşmedir. Sadece 7 tane
hak tanıyan maddesi bulunmaktadır. Birincisi, yukarıda belirtilen tanımdan bahseder, ikincisi devletlerin yükümlülüklerinden, üçüncüsü
ayrıştırmayı ortadan kaldırmaya olan bağlılığı (ICERD 1965’te oybirliği ile kabul edilip, yürürlüğe 1969’da girdi. Güney Afrika’daki acımasız
apartheid rejiminin buradaki etkisi büyüktür. Bu yüzden tecrit meselesine spesifik olarak odaklanılmıştır.) Madde 4, ırkçı nefret söylemini ve
ırkçı organizasyonları yasaklar. Madde 5, ekonomik, sosyal ve kültürel
haklardan oluşan uzun bir listeyi kapsar. Madde 6, ifade ve düşünce özgürlüğünü kapsar. Madde 7 ise eğitim ile ilgili yükümlülükleri belirtir.
ICERD, devletlere açıkça yükümlülük sahibi olarak bakar. Devlet,
yükümlülük sahibi olarak her toplumda adalet, insan hakları ve eşitlik
için gerekli koşulları yaratmaktan sorumludur, hatta benim görüşüm bu
sorumluluğun, devletin yükümlülüğü gibi görülmese bile doğrudan kişilerarası bir tecrübe olan gündelik ırkçılığı bile kapsadığıdır. Yerelde
insanların tecrübe ettiği “gündelik ırkçılık” ile bunun yer bulduğu yapısal ve kurumsal bağlam arasında direkt bir ilişki bulunmaktadır. ICERD,
bu manevi öfkeyi uluslararası değerlendirme sözlüğünde baskıcı uygulamalara bir tepki ve eleştiriye dönüştürmeyi hedeflemektedir.
ICERD, insan hakları ve insanlığın gelişimi konusunda bir vizyon sunmaktadır. Amacı, devletlere “Siz herkesten daha kötüsünüz” demeyi amaçlayan bir fikstür işletmek değildir. Önemli olan nokta, ülkelerin devamlılık dahilinde sürekli ilerlemesidir. ICERD, kesişimsel ayrımcılığın karmaşıklığının
da farkındadır. Örneğin, ırk ve din ayrımcılığı çoğu zaman kesişmektedir:
Şu an etnisite ve Müslümanlıkla olan ilişki kavramları çokça birleştirilmektedir. Bu kesişimin olduğu yerde sorunlar meydana gelir. Dinlerin kendini
korumayla ilgili (bazıları için bin yıllık dönemleri kapsayan) uzun bir tarihi
vardır. BM Deklarasyonu ile paralel olarak bizim önceliğimiz, dini kurumlardan çok insanların dini inancı ya da inanmama özgürlüğü olmalıdır.
Güncel sinsi ırkçılık formları göz önünde bulundurulduğunda,
CERD güncel gelişmelerle ilgili toplumsal gözden geçirmeyi desteklemektedir. Örneğin, geçen yaz Charlotsville’de olan olaylar üzerine bir
21