Türkiye Kamu Yönetiminde Ayrımcılık:
Kürt ve Alevi Yöneticilerin Durumuna İlişkin Sınırlı Gözlemler
açısından da benzer sorunlar ve engeller söz konusudur. Görüşülen
mülki idareciler, özellikle riskli sayılan görev yerlerinde ve olağanüstü
dönemlerde bu sorunların ve engellerin daha bariz hale geldiğini,
sayısının arttığını ve çeşitlendiğini ifade etmiştir. Aslında, özellikle
olağanüstü dönemlerde Alevi ve/veya Kürt mülki idarecilerin pasif
göreve çekilme ve idari soruşturmaya uğrama gibi uygulamalarla
karşılaşmalarının adeta “sıradanlaşmış” bir “gelenek” olduğu yapılan
görüşmelerde ortaya çıkmaktadır.
İçerik Analizinin Gösterdiği Ayrımcılık Uygulamaları
ve Önerilerimiz
Görüşme metinlerinin incelenmesi, genel yanıtlarla detayların çeliştiğini göstermektedir. “Kariyerim boyunca kökenim nedeniyle hiçbir ayrıma uğramadım” diyerek söze başlayan bir kişinin görüşmenin ilerleyen
dakikalarında detaylı ve uzun döneme yayılmış ayrımcılıktan bahsettiği
gözlenmiştir.
Türkiye’de mülki idare amirlerine yönelik ayrımcılığın ortaya çıkma
biçimleri ile sıklıkla görüldüğü alanları ve kurum içinde meşrulaştırılma
biçimlerini sergilemek amacıyla gerçekleştirilen bu araştırma, bir yandan
konuya ilişkin mevzuat ile yaşanan gerçeklik arasındaki makasın görünür
olmasını sağlarken, diğer yandan normatif ve uygulamalı alan arasındaki
farkın anlaşılmasına yönelik literatüre de katkıda bulunacaktır.
Araştırma yapılırken başvurulan kavramlardan biri “hakikat” ve
hakikate ulaşma çabası olarak belirtilebilir. Kamu yönetimi dizgesindeki Türk ve Sünni olmayan yöneticinin kolektif hafızasının sundukları,
bizlere bir yandan münhasıran hakikati bilme yararı sağlarken, diğer
yandan geçmişle ve gündemdeki uygulamalarla hesaplaşmaya olanak
da vermektedir. Bu türden bir yüzleşme pratiği, özellikle dışlanma mekanizmaları üzerinden sunduğu anlama imkânıyla çoğunluğa mensup
yönetici grubunu bir arada tutan değerlere de ışık tutabilecektir.
53