Uluslararası Ayrımcılık Konferansı ma mücadelesi boyunca sürekli değişmektedir. Sonsuz farklı konuların yer bulduğu ve anlamı nihai olarak sabitlemenin olanaksız olduğu toplumsal alanda bir tür “anlamın kapatılması” girişimi olarak ortaya çıkar söylem. Eleştirel söylem analizi bize ne sunuyor? Eleştirel söylem analizi, ana hatlarıyla dili söylem olarak çözümleyen ve söylemsel pratiklerle daha geniş toplumsal ve kültürel yapılar arasındaki ilişkiyi araştıran bir yaklaşım, disiplinler ötesi bir araştırma metodolojisidir. Norman Fairclough ve Phil Graham eleştirel söylem analizinin metinleri maddi üretimin ve toplumsal yaşamın yeniden üretiminin bir anı (momenti) olarak ele aldığını belirtirler (2015: 150). Fairclough’ya (2001) göre söylem analizinin amacı mevcut gerçekliklerin belli yapıların, mekanizmaların, kuvvetlerin sonucu olduğunu ortaya koymaktır. Başka bir deyişle, dil kullanımında ortaya çıkan toplumsal uzlaşılar olarak görülen eşitsiz iktidar ilişkilerinin ideolojik işleyişini açığa çıkarmak, sosyal gerçekliğin kavramsal olarak nasıl dolayımlandığını araştırmaktır. Bu bakış açısının ardında temsil, kavramlaştırma ve yorumlama olmadan sosyal olayların da var olamayacağı kabulü yatar. İnsanların bunları nasıl gördüğü, temsil ettiği, yorumladığı, kavramlaştırdığı bu gerçekliklerin de bir parçasıdır. Böyle bir yaklaşımın çıkış noktasında ise mevcut sosyal gerçekliklerin insani özgürleşmeyi, refahı kısıtladığı saptaması yer alır. Fairclough, Critical Discourse Analysis başlıklı yazısında eleştirel söylem analizine, bu gerçekliklerin nasıl ve neden ortaya çıktığını, bunları değiştirmenin mümkün olup olmadığını sorarak başlar. Böylece eleştirel söylem analizinin dört temel aşamada gerçekleşebileceğini ortaya koyar. Birinci aşamada, bir sosyal yanlışa semiyotik yönüyle odaklanır. Bu yanlışın semiyotik unsurlarının neler olduğunu sorar. Ardından, ikinci aşamaya geçer ve sosyal yanlışın açığa çıkmasının önündeki engelleri tespit etmeye yönelir. Söylem düzenleri ve sosyal pratiğin diğer öğeleri, metinler ve diğer olaylar arasındaki ilişkileri irdeler. Üçüncü aşamada ise, “Sosyal düzenin bu sosyal yanlışa ihtiyacı var mı?” sorusuna yanıt aranır. Düzenin bu yanlışa hangi anlamda ihtiyacı bulunmaktadır? Bu aşamanın son sorusu ise bu yanlışın değiştirilip değiştirilemeyeceğidir. Dördüncü aşama, tespit edilen ve söylemsel olarak nasıl kurulduğu, sürdürüldüğü açığa 108

Select target paragraph3