Uluslararası Ayrımcılık Konferansı sistem aslında bu şekildedir. Çünkü malumunuz, iç savaşlar vs. çeşitli demografik değişiklikler toplumun dini kimlik üzerinden bölünmüşlüğünü değil bu dini kimliklere aidiyet gruplarının “toplum içindeki güçlerini” farklılaştıracaktır. Bu nedenle 1926’da kurulan sistem, çeşitli değişikliklere uğrayacaktır. En son 2008 Doha anlaşmasıyla Lübnan’daki sistemin yeniden gözden geçirildiğini görüyoruz. Burada parlamenter sisteme benzer bir anayasal sistemde, anayasada sayılan makamların yine anayasal sistemde dini grupların arasında paylaştırılması üzerinden uygulanmaya çalışıldığını da görüyoruz. Bir diğer örnek, daha yakından bilinmesi muhtemel olan, Kıbrıs. Kıbrıs’ta 1960’ta kurulan ve çok kısa bir süre uygulanabilen sistemde, anayasa doğrudan doğruya Türk ve Rum kimliğini tarif edecektir. Kimin Türk olduğu, kimin Rum olduğunu anayasa tarif edecektir. Türklük ve Rumluk üzerinden anayasal sistemde bir görev dağılımının yapıldığını görüyoruz. 1. madde, devlet başkanının Rum, başkan yardımcısının ise Türk olacağını belirtir. Burada ele alacağım Bosna-Hersek örneği de, 1995 yılında Bosna-Hersek’te, 3,5 - 4 yıl süren çatışmayı bitiren Dayton anlaşmasının öngörmüş olduğu bir sistemdir. Burada Bosna-Hersek’i belki biraz tarif etmek gerekmektedir. Bosna-Hersek federal bir devlettir. Federasyon iki federe birimden oluşmaktadır. Biri Republika Srpska, etnik Sırpların ağırlıkta olduğu federe birim; diğeri de Hırvat ve Boşnak federasyonu olarak yapılanan ve 10 civarı kantondan oluşan, bir federasyon içindeki diğer federasyon. Bosna-Hersek’in çatı federe devletinin anayasal yapılanmasında, yani Republika Srpska ile Bosna-Hersek Federasyonu’nu bir araya getiren çatı federal devlette, başkanlık makamı anayasa tarafından üç kişilik bir kurul olarak belirlenmiş durumdadır. Bu kurulun üyeleri devletin üç kurucu halkından birine mensup olmak durumundadır. Yani bir Boşnak, bir Hırvat ve bir Sırpın başkanlık kurulu üyesi olması, anayasa tarafından öngörülmüş durumdadır. Aynı şekilde, halklar meclisi diyeceğimiz bir diğer anayasal organ 15 üyeden oluşmaktadır. Bu 15 üyenin de üç kurucu halkın mensupları arasında eşit olarak dağıtılmış olması gerekmektedir. Bosna-Hersek’teki sistemin içerdiği ayrımcılık, biraz “ayrıksı” bir konu olarak görünebilir. Ayrımcılık açısından birçok yakıcı konu varken, dünyada sadece üç örnek üzerinden gözlemlenen ve başka bir ör178

Select target paragraph3