Lionel Blackman
sine tahrik oluşturan kişiler bakımından kimi istisnalar getirilebilir. Bu davada
Alaa Abd El-Fattah 2013 tarihli Protesto Kanunu’na göre izin verilmediği için
yasadışı olan bir protesto düzenlemekle itham edilmiştir. Alaa Abd El-Fattah’ın
ikinci sanığın çantasında bıçak olduğu veya protesto sırasında bir tedirginliğe
veya yaralamaya yol açmak niyetiyle bıçak taşıdığını bildiğine dair bir kanıt
bulunmamaktadır.
2013 tarihli Protesto Kanunu’nun hukukiliği bizim sorumluluğumuzun dışındadır. Bazı kişiler 2013 tarihli Protesto Kanunu’nun anayasal olup olmadığını
ve Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile uyumluluğunu ve de
2014 tarihli Mısır Anayasası’nın toplanma özgürlüğüne ilişkin güvencelerini
sorgulayabilir. Ancak, protestolara ilişkin yetkililere önceden bildirimde bulunma gerekliliğinin kendisi söz gelimi kanun dışı değildir.
26 Kasım 2013’teki Şura Konseyi protestosu 2013 tarihli Protesto Kanunu -24
Kasım 2013 günü Resmî Gazetede yayınlanarak- yürürlüğe girdikten bir gün sonra gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle, 24 Kasım 2013’te gerçekleştirildiği söylenen
protesto çağrıları yeni kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmıştır. Bildirime ilişkin getirilen yasal gereklilik, planlanan protesto gününden kesinlikle üç iş günü
öncesinde yapılması şeklindedir (2013 tarihli Protesto Kanunu Madde 8).
2013 tarihli Protesto Kanunu planlaması daha önceden yapılıp 25 Kasım
2013 tarihinden sonra gerçekleştirilen protestoların hukukiliği konusunda etkisizdir. Mahkemenin 2013 tarihli Protesto Kanunu’nun 26 Kasım 2013’teki Şura
Konseyi protestosuna uygulandığını varsaymasının yargılamayı adil olmaktan
çıkardığını söyleyemeyiz.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlere dayanarak, gözlemciler Alaa Abd El-Fattah’ın
uluslararası adil yargılanma standartlarına göre adil bir şekilde yargılanmadığı
görü��ündedir. Standartları ortaya koyan 1966 tarihli Medeni ve Siyasal Haklar
Uluslararası Sözleşmesi, Mısır tarafından 1982 yılında onaylanmıştır. Ayrıca Mısır, 7. maddesi adil yargılanma hakkını içeren Afrika İnsan ve Halkların Hakları
Şartı’nı 1984 yılında onaylamıştır. 2014 tarihli Mısır Anayasası da masumiyet
karinesini güvence altına almıştır. Bilhassa:
Hâkimin savunma kanıtlarını önemsemez ve dışlayıcı bir tutum içerisinde
olmasının masumiyet karinesine aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Savunmanın
kanıtlarına dengeli bir şekilde yaklaşılmalıydı ve kanıtlar sadece bir “kaçma”
girişimi olarak değerlendirilmemeliydi. Kullanılan dil sanığa karşı yargısal bir
önyargı olduğunu göstermiştir.
Yargılamanın çeşitli safhalarında sanığın cezaevinde kalmasına ilişkin verilen kararların keyfi ve temelsiz olduğunu düşünmekteyiz. Bu kararlar masumiyet karinesine aykırıydı.
86
İnsan Hakları Aktivistleri İçin Dava İzleme Rehberi.indd 86
27.05.2017 17:34