açık ve net bilginin zamanında yaygınlaştırılması konusunda yeterli çaba harcanmamıştır. Bu yasalara uyulmaması durumunda öngörülen cezaların orantılı olduğunu ya da yaratacağı etkilerin tamamen dikkate alındığını söylemek de güçtür. Birçok vakada, bu tedbirlerin ayrımcı bir şekilde uygulandığı ve muhalif kişi ve gruplar ile birlikte dezavantajlı toplulukların öncelikli hedef olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle endişe verici hususlar, hükümetlerin anayasal güvenceleri askıya almak, geniş kapsamlı olağanüstü hal yasaları çıkarmak ve kararnameler ile yönetmek için krizi kullanmasıdır. Özel Raportör de dahil olmak üzere birçok BM insan hakları uzmanı bu gelişmelere karşı Devletleri uyarmıştır. Birçok durumda, alınan tedbirlerin kamu sağlığını korumak yerine, muhalifler üzerindeki kontrolü sağlamlaştırma ve onları baskı altına almaya yönelik olduğu gözlemlenmiştir. Kriz yönetiminin askerileşmesi (militarizasyon) eğilimi de benzer şekilde endişe vericidir. Birçok Devlet, şahsen oy kullanmanın güvenli alternatiflerini araştırmak için çaba sarf etmek yerine, planlanan seçimleri ertelemiştir. Sivil toplum örgütleri de faaliyetlerine yönelik birçok sınırlama ve kısıtlama ile karşı karşıyadır. Bazı Devletlerde, yeni kurulan dernekler mevcut krize yönelik iç işleyiş kurallarını kanıtlayamadığı için kayıtları yapılmamaktadır. Sivil toplum çalışanları krizle mücadele ve dezavantajlı nüfusun desteklenmesinde kilit role sahipken, kısıtlayıcı kanunlar ve kısmen sınır ötesi fon kaynaklarına erişimin sınırlı olmasının neden olduğu fon yetersizliği gibi sebepler, onların bu rolü oynama kapasitesini kısıtlamaktadır. Ayrıca, diğer çalışanlarla birlikte sivil toplum mensupları da gerekli kişisel koruyucu ekipmana erişemedikleri için kısıtlanmıştır. Bu bağlamda, işçi temsilcilerinin işyerindeki tehlikeli koşullarla ilgili konuştukları için misillemeye uğramaları özellikle endişe vericidir. Kriz, ayrıca, bilgiye erişimin kapsamlı bir şekilde kısıtlanması için de kullanılmıştır. Kriz hakkında haber yapılan kişiler uyarı, gözaltı ve sınır dışı ile karşı karşıya kalırken, bazı Devletler “yanlış haberlerin” yayılmasını cezalandıran yeni tedbirler almış veya halihazırda yürürlükte olan kanunları daha fazla kullanmaya başlamıştır. Kriz döneminde internet erişimi bilhassa önemlidir; dolayısıyla, internet erişimi üzerindeki mevcut ve yeni çıkarılan kısıtlamalar ya da belli internet siteleri ve bilgi türlerinin sansürlenmesi, bu dönemde özellikle endişe vericidir. Mevcut halk sağlığı acil durumu karşısında, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü Özel Raportörü, Devletlere alınan tedbirlerin insan hakları yükümlülükleri ile uyumlu olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Özel Raportör, özellikle şu 10 temel prensibi vurgulamaktadır: Bir: yeni yasal tedbirlerin insan haklarına saygılı olması Yeni yasal tedbirlerin süreç ve esas bakımından insan hakları yükümlülükleri ile uyumlu olması elzemdir. Mümkünse yeni tedbirler alınmadan önce sivil topluma danışılmalıdır. Yeni yasa ya da düzenlemelerin kabul edildiği durumlarda, haklara getirilen her türlü sınırlama yasallık, gereklilik ve orantılılık ilkeleri ile uyumlu olmalıdır. İnsan hakları ve temel özgürlüklere Web adresi:www.esithaklar.org e-posta: esithaklar@gmail.com Adres: Gümüşsuyu mah. Ağa Çırağı sokak Pamir Apt no 7/1, Beyoğlu/ İSTANBUL

Select target paragraph3