SEÇMELİ DİN DERSLERİ KİTAPLARI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI STANDARTLARI ÖZELDE TOLEDO KLAVUZ İLKELERİYLE UYUMLU MUDUR?
“Rüşvet” başlığı altında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesine atıf yapılarak rüşvetin ceza hukukundaki karşılığına yer verilmesi olumludur. Başka konular
(uyuşturucu kullanımı, zina, hileli satış, yapay olarak fiyatlarla oynama, karaborsacılık
gibi) işlenirken de ceza hukukuna atıf yapılması faydalı olabilir. Hatta “İslam ve Hukuk”
başlıklı ünitede Türk Ceza Kanunu’na atıfta bulunulmaması eksikliktir. Bunun yanında,
hiçbir kimsenin başkasının günahı yüzünden kınanamayacağı veya cezalandırılamayacağı
belirtilerek suçun şahsiliği ilkesine dikkat çekilmesi önemlidir. Bazı durumlarda ise hayati
riskin olması halinde kişinin nefsi müdafaada bulunmasının cezada indirim veya muafiyete
yol açacağının altının çizilmesi de uluslararası hukuk standartlarıyla uyumludur.
“Ana Hatlarıyla İslam Ahlakı” başlıklı beşinci ve son ünitenin birinci konusu “İslam
Ahlakının Gayesi ve Konusu”dur. Burada Kur’an-ı Kerim’e atıf yapılarak “Şüphesiz, Allah katında din İslam’dır…” ifadesiyle, diğer dinler ikincil kategoriye sokulmaktadır.
Böylesi bir durum yansızlık ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Diğer din ve inanҫlara da saygı
gösterilmesi uluslararası insan hakları hukukunun temel ilkelerinden birisidir.
Bu bölümde iyi bir Müslüman olmanın öncelikle Allah’a ve onun kulu ve resulü olan
Hz. Muhammed’e iman etmekle mümkün olacağı, Hz. Muhammed’in bütün emirlerine itirazsız itaat edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Allah’ın sevdiği kişiler de Hz. Muhammed’e
uymaya çalışan, onun edebiyle edeplenen, onun ahlakını ve davranışlarını kendine hayat
ölçüsü olarak kabul eden kişiler şeklinde tarif edilmektedir. Bu noktada akla şu soru gelir:
Başka peygamberlere inananlar veya inanmayanlar Allah’ın sevmediği kullar mı olmaktadır? Eğer öyleyse bu doktriner bir yaklaşımdır ve yansızlık ilkesiyle de çelişmektedir.
Ortaöğretim Temel Dinî Bilgiler (İslam II) kitabının “İman” başlığını taşıyan birinci
ünitesinde İslam’ın teslimiyet, itaat etmek, boyun eğmek, bağlanmak, barış ve esenlikten yana olmayı gerektirdiği belirtilmektedir. Ancak örneğin AİHS’nin 9. ve MSHUS’un 18. maddeleri din ve inanç özgürlüğünden bahsederek, kişinin istemesi halinde
inancını da değiştirme özgürlüğünün var olduğunu güvence altına almaktadır. Bu anlamda bireyden sorgusuz sualsiz itaat etmesinin beklenmesi söz konusu maddelerde de
güvence altına alınan düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün ihlaline yol açabilir. Ayrıca
bu ünitede imanın herhangi bir baskı, tehdit, zorlama olmaksızın kişinin özgür iradesiyle gerçekleşmesi gerektiği de belirtilmektedir ve bu, koşulsuz itaatle uyuşmamaktadır.
“İman ve İmanın Mahiyeti” başlığı altında, iman edenler ve etmeyenlerden bahsedilmekte, sadece Ehl-i Sünnet anlayışına (İmam Maturidi, İmam Es’ari, İmam Cuveyni)
yer verilmekte, farklı anlayışlardan bahsedilmemektedir. Ayrıca bu bölümde “kalple
tasdik”, “dille ikrarla beraber amel etmeyi imanın ayrılmaz parçası olarak görenler”,
“sadece dille ikrarı yeterli görenler” ve “imanı sadece bilgiden ibaret sayanlar” gibi tasnifler bulunmaktadır ve Hariciler, Mutezile, Murcie, Kerramiye, Cehmiyye, Neccariyye
mezheplerine yer verilmiştir. Halbuki Toledo Klavuz İlkeleri’nde de belirtildiği gibi,
farklı din ve inanç sistemlerini de bilmek önemlidir.
146
147
148
149
150
151
152
153
146
147
148
149
150
A.g.k., s. 79.
A.g.k., s, 86.
A.g.k., ss. 99-100.
A.g.k., s. 102.
Abdullah Açık, Veli Karataş, Mustafa Yılmaz, “Ortaöğretim- Temel Dinî Bilgiler (İslam II) Ders Kitabı”, Devlet Kitapları, Ankara,
2019, ss. 13-14.
151 A.g.k., s. 23.
152 A.g.k., s. 19.
153 A.g.k., ss. 19-20.
53