SEÇMELİ DİN DERSLERİ KİTAPLARI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI STANDARTLARI ÖZELDE TOLEDO KLAVUZ İLKELERİYLE UYUMLU MUDUR?
“Medine’de İslam Toplumunun Oluşumu” başlıklı ünitede Medine Sözleşmesi’ne
yer verilmiştir. Sözleşmenin bütün kabilelere inanç ve fikir hürriyeti, can ve mal güvenliği sağladığı belirtilmiştir, ancak bu konu derinlemesine anlatılmamıştır.
Son ünite “Peygamberimizin Medine Yılları” başlığını taşımaktadır; alt başlıklarından biri de “Diğer Din Mensuplarıyla Münasebetler”dir. Bu başlık altında, diğer kitaplarda olmayan bir şekilde Müslümanların Yahudiler ve Hıristiyanlarla ilişkileri çok detaylı
anlatılmaktadır. Bu da diğer din ve inançlar hakkında bilgi edinilmesi ilkesi açısından
önemlidir.
10. sınıf kitabında da dört ünite bulunmaktadır. “Şahsiyet Olarak En Güzel Örnek”
başlığını taşıyan birinci ünitede, Hz. Muhammed’in mütevazı bir kul olduğu, çünkü Allah (c.c.) katındaki en yüce mertebenin O’na kulluk etmek olduğunu bildiği, kendisini
ölçüsüz şekilde övenleri şöyle uyardığı belirtilmektedir: “Hıristiyanların Meryem oğlu
İsa’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana
‘Allah’ın kulu ve resulü’ deyin!” (Buhârî, Enbiya, 48). Bu şekilde tek bir ayetle Hıristiyanlığın İsa’yi yücelttiği sonucuna varmak, yansızlık ilkesiyle uyumlu değildir.
Hz. Muhammed’in ev ve aile yaşantısında da gayet mütevazı olduğu, eşine ve çocuklarına gayet alçak gönüllü davrandığı ve ev işlerine yardımcı olduğu belirtilmiştir.
Bu tespit Türkiye gibi ataerkil bir topluluğa yönelik önemli bir mesajdır.
Bu bölümde, daha önceki kitaplardakine benzer biçimde, Hz. Muhammed’in insanlara olduğu gibi diğer canlılara da merhamet ettiği, hayvanları dövüştürmeyi yasakladığı ve onlara işkence ve eziyet edenleri de lanetlediği belirtilmektedir. Bu durum
uluslararası insan hakları hukukundaki hayvan haklarıyla paralellik arz etmektedir.
“İbadet Hayatında En Güzel Örnek” başlıklı ünitede Hz Ömer’den bahsedilirken,
İslam devletinde yaşayan Yahudiler ve Hıristiyanlar kanunlara uyduğu müddetçe can ve
mal güvenliklerinin devletin güvencesi altına alındığı belirtilmiştir. Bu da din ve inanç
özgürlüklerinin güvence altın alınmasının öneminin algılanması anlamında önemlidir.
Son ünite “Sosyal Hayatta En Güzel Örnek” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde
“Sevgili Peygamberimiz, öncelikle insanların düşüncesine tevhid inancını yerleştirdi.
Çünkü varoluşu doğru idrak edemeyenlerin, insan hak ve onurunu koruması mümkün
değildir… İnsan, şerefli olarak yaratılmıştır. Bu, ilahî iradenin bir takdiridir. İnsanın saygınlığı yaratılışının bir parçasıdır. İnsanın tesadüfen elde ettiği bir hak değildir” denmektedir. Böyle bir anlatım insan haklarının özüne, yani insan onuruna vurgu yapması noktasında önemlidir.
Ayrıca bu bölümde Hz. Muhammed için şöyle denmektedir: “İmanından kaynaklanan merhamet ve şefkat ile başkasının hürriyet ve hukukuna saygı gösterir, kimseyi hor
ve hakir görmezdi. Ayrıca insanların saygıda aşırıya kaçmaması gerektiği konusunda
ikazlarda bulunurdu. Saygının, gerçek anlamından saptırılıp istismar edilmesini uygun
bulmazdı… Bu bağlamda hiçbir insan kendisine kulluk edilmeye layık değildir. Kul olma
237
238
239
240
241
242
243
237 A.g.k., ss. 101-102
238 A.g.k., ss. 117-120
239 Cengiz Titiz, İsa Öztürk, Süleyman Uysal, Yakup Çakmak, “Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokul-Peygamberimizin Hayatı 10 Ders
Kitabı”, Devlet Kitapları, Ankara, 2. Baskı, 2019, s. 13.
240 A.g.k., s. 14.
241 A.g.k., ss. 21-22.
242 A.g.k., s. 87.
243 A.g.k., s. 94.
65