bir deyişle, meşru bir amaç gütmüyorsa veya başvurulan yöntemle gözetilen amaç
arasında makul bir orantılılık ilişkisi yoksa, ayrımcı kabul edilir.
28. Örgütlenme özgürlüğü hakkı genel olarak örgüt kuran ve bir örgüte üye olan
kişilere, kiminle örgüt kurmak istedikleri veya kimleri üye olarak alacaklarını
seçme hakkını verir. Ne var ki, hakkın bu yönü ayrımcılık yasağına tabidir. Buna
göre, kişilerin kuruluş veya üyelikle ilgili yukarıda bahsedilen kişisel özellikler
veya statüler temelinde farklı muameleye tabi tutulmaları için makul bir gerekçe
olmalıdır. Irk, renk, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim konusunda ancak ‘ciddi
nedenler’ farklı muameleyi haklı gösterebilir.129
29. Eşit muamele ilkesi, görüş ve inançlarla ilgisi olmayan objektif kriterler temelinde
farklı muamele edilmesine engel oluşturmaz. Bazı örgütlerin desteklenmesi için haklı
gösterilebilen bir ihtiyaç varsa, belli türden farklı muamele yapılabilir. Bunlara, hayır kuruluşları için özel teşvikler veya kadın erken eşitliğini ya da etnik azınlıklarla
çoğunluk grupları arasındaki eşitliği geliştiren politikalar geliştiren örgütlere devlet
desteği verilmesi dâhildir.
6. İlke: İfade ve kanaat özgürlüğü
30. Örgütlenme özgürlüğü, ifade ve kanaat özgürlüğü ile iç içe geçmiştir ve bu hakkın
kullanılması için bir kanal hizmetini görür. Örgütler, amaçları ve faaliyetleri ile ilgili
ifade ve kanaat özgürlüklerini kullanma hakkına sahip olmalıdırlar. Bu bakımdan,
Venedik Komisyonu şöyle bildirmiştir:
‘(…), örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü olmadan neredeyse anlamsızdır. Örgütlenme özgürlüğünün toplumdaişçiler, öğrenciler ve insan hakları savunucuları tarafından kullanılması, dünya çapında demokrasi ve insan hakları mücadelesinin daima
temelinde yer almıştır ve demokrasiye ulaşıldıktan sonra da toplumun temelinde yer
almaya devam eder.’
31. Örgütler bazen, toplumun çoğunluğunun düşünce ve fikirleriyle uyuşmayan ve
hatta bu düşünce ve fikirlere ters olan amaçlar gözetmek veya bu yönde faaliyetler
yürütmek isteyebilir. Ne var ki, daha önce de vurgulandığı üzere, mevcut içtihada
göre, canlı bir demokraside ifade özgürlüğü aynı zamanda devleti veya nüfusun herhangi bir kesimini ‘rencide eden, şoke eden veya rahatsızlık veren’ görüşlerin de
ifade edilmesini kapsar.
32. Söz konusu ifade veya söz, ulusal, ırksal veya dini nefreti savunuyorsa ve ayrımcılık, düşmanlık veya şiddeti kışkırtma anlamına geliyorsa ifade ve kanaat özgürlüğüne
kısıtlama uygulanabilir. Belli nefret söylemi vakaları ‘bireylere veya gruplara karşı
hakaret düzeyi nedeniyle 10. Maddenin başka ifade türlerine getirdiği koruma seviyesinden yararlanmayabilir. Nefret söyleminin Sözleşme’de belirtilen hak ve özgürlüklerin
yok edilmesini veya Sözleşme’de izin verildiğinden daha fazla kısıtlanmasını hedefleyen nefret söyleminin söz konusu olduğu durumlarda bu geçerlidir.’
33. UMSHS’nin 19 (2). maddesine uygun olarak, ifade özgürlüğü ‘herkesin, ülkesel
sınırlara bağlı olmaksızın her çeşit bilgiyi ve fikri, sözlü, yazılı ya da basılı biçimde, sanat
eserleri biçiminde ya da kendi seçeceği herhangi bir başka biçimde araştırma, edinme ve
iletme özgürlüğünü de içerir’. Mevzuat, kamu sağlığını veya ahlakı koruma gerekçesiyle bilginin yayılmasını ve bilgiye erişimi kısıtlamamalıdır; zira böyle bir uygulama, örgütlerin savunuculuk ve farkındalık geliştirme faaliyetleri yürütmelerine
27