II. Ulusal Azınlıkların Seçim Süreçlerine Katılımına İlişkin Temel Medeni ve Siyasi Haklar
anadillerinde yürütmeleri hakkını sağlar. Kopenhag Belgesi’nin 32.1 numaralı paragrafı
taraf Devletlerin ulusal azınlıklara “anadillerini hem özel ve hem de kamusal alanda özgürce kullanma hakkını” tanıyacaklarını taahhüt eder. Paragraf 32.5’e göre ulusal azınlıkların kendi anadillerinde “bilgi yaymaya, edinmeye ve iletmeye hakları vardır”59. Ulusal
azınlıkların kendi düşüncelerini ifade etmeleri adına, seçim kampanyalarında kendi anadillerini kullanmalarına olanak tanımak da dâhil, kamusal medyaya makul erişimlerinin
sağlandığından emin olmak, devletin görevidir60.
İfade özgürlüğü üzerine genel olarak tanınan bir kısıtlama nefret söylemi, şiddeti kışkırtma ve terörizme desteğin yasaklanmasıdır61. Kopenhag Belgesi’nin 6. Paragrafında
taraf Devletler, “terörizm ya da devlet düzenini yıkmaya yönelik şiddeti lanetlemeyi
reddeden ya da bu faaliyetlere karışan insan, grup ya da örgütlere karşı bireylerin özgürce ve kendi iradeleriyle oluşturdukları demokratik düzeni, kanunlar, uluslararası insan hakları yükümlülükleri ve uluslararası taahhütlere uyumlu olarak savunma ve koruma sorumluluğunu tanır. MSHUS Madde 20.2’ye göre “ayrımcılığı, düşmanlığı veya
şiddeti kışkırtan herhangi bir ulusal, ırksal veya dinsel nefret savunuculuğu kanunla
yasaklanmıştır.”62
5. Barışçıl Toplanma Özgürlüğü
Siyasi toplantılar düzenleme hakkı demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hak, gösteri
yapma hakkı ve barışçıl protesto haklarını da içermektedir. Toplanma özgürlüğünün düzenlenmesi sadece ilgili yetkililerin bilgilendirilmesi ile sınırlı olmalıdır. Bu yetkililerden
bir ön izin alınması zorunluluğuna kadar genişlememelidir.
Bu özgürlük anayasal olarak güvence altına alınmalıdır. Kamu düzeninin korunması
gibi ancak meşru nedenlerle kısıtlanabilmelidir. Ancak kısıtlamalar, kısıtlamanın altında yatan ihtiyaca kesinlikle gerekli ve orantılı olandan öteye geçmemeli ya da gerektiğinden uzun sürmemelidir. Bu tür kısıtlamalarla ilgili temel sorun uygulamadadır.
Kamusal bir toplantının ya da protestonun yasaklanıp yasaklanamayacağına karar verme yetkisi çoğunlukla polis ya da devlet görevlilerine bırakılmıştır ama yasama bu tür
kararların hangi koşullarda verilebileceğine dair net düzenlemeler içermelidir. Ayrıca
gösterilerin ya da toplanma özgürlüğünün başka türlerinin yasaklanması durumunda,
bu kararın bağımsız mahkemelerde hızlı şekilde değerlendirilmesi olanağı sağlanmalıdır. Bu tip etkili yasal yollar var olmadıkça toplanma özgürlüğü pratikte yürürlükten
kaldırılabilir63.
Ayrıca, ulusal azınlıkları temsil eden siyasi partiler ve diğer örgütlerin, belediye binaları
ya da spor salonları gibi uygun kamusal mekânları, diğer siyasi partiler ve/veya örgütlerle eşit ölçüde kullanmalarına izin verilmediği hallerdeki gibi eşitlikçi olmayan ayrımcı
pratiklerle de barışçıl toplanma özgürlüğü zedelenebilir.
59 Aynı zamanda bakınız, FCNM Madde 9, paragraf 1 ve Seçim Meselelerinde İyi Uygulamalar Kılavuzu, paragraf I.3.
60 Bakınız, AİHM’in Şükran Aydın ve diğerleri v. Türkiye (No. 49197/06) davasında 22 Ocak 2013 tarihli kararındaki pozisyonu. Devletlerin seçim kampanyaları sırasında dillerin kullanımını düzenleme sorumluluğunu kabul
etmekle birlikte AİHM not etmektedir ki, resmi dillerin kullanımının tamamıyla yasaklanması ve cezalandırılması
ifade özgürlüğüne uymamaktadır.”
61 Genel olarak bakınız, “Nefret Söylemi Üzerine Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk”, Ace Project websitesi,
<http://aceproject.org/ace-en/topics/me/mea/mec03d/mec03d01
62 Bakınız, ICERD Madde 4.
63 Bu konuda daha fazla bilgi için bakınız , Barışçıl Toplanma Özgürlüğü Üzerine Rehber İlkeler (Varşova: ODIHR,
Venedik Komisyonu), 2010.
23