Ulusal Azınlıkların Seçim Süreçlerine Katılımını Teşvik Etme ve İzleme üzerine El Kitabı
elverişli olduğu için, temsil edilmeyen oy sayısı artmaktadır. Çok sayıda temsilcinin çıktığı
seçim bölgelerinde orantısallık artmakta ve temsil edilmeyen oy sayısı azalmaktadır. Orantısallıkta azalma meydana gelmesi, ulusal azınlıkları temsil eden partiler de dâhil olmak
üzere, daha küçük partilerin meclise girmesinde genellikle olumsuz etki yaratmaktadır.
Seçim bölgelerinin sınırlarının çizilmesi, seçim sonuçları ve dolayısıyla da belli bir bölgenin temsili üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, tek bir seçim alanının
bir seçim bölgesinden başka bir seçim bölgesine taşınması dahi, özellikle de adayların
seçilebilmesi için basit bir oy çokluğu elde etmelerini gerektiren basit çoğunluk sistemlerinde, her iki seçim bölgesinde birden seçim sonuçlarını etkileyebilir. Particilik adına
seçim bölgelerinin bu şekilde yeniden bölümlenmesi meşru değildir. Bunu önlemek için
dikkate alınması gereken bazı ilkeler vardır.
Seçim bölgelerinin sınırlarının belirlenmesi ve yeniden çizilmesinde uygulanan prosedürler,
bölge sınırlarını kimin çizdiğinden bağımsız olarak kuralların yeknesak bir şekilde uygulanabilmesi için yasada açıkça belirtilmelidir. Eğer sınır belirleme prosedürünün particilikten
arınmış olması isteniyorsa, tüm siyasi partiler sınır belirlemenin sonucunu etkilemekten
kaçınmalıdır. Eğer bu işlem partizan bir şekilde yapılıyorsa, azınlık menfaatlerini temsil
eden partiler de dâhil olmak üzere tüm siyasi partiler sürece katılmalıdır. Kurallar, açık, saydam ve sınır belirleme süreci ile ilgili tüm siyasi partiler ve katılımcılar açısından erişilebilir
olmalıdır. Ayrıca, seçim bölgesi belirleme işlemi adli denetime tabi olmalıdır. Seçim bölgelerinin sınırları nüfustaki değişiklikleri de yansıtabilmek için düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Bu tür gözden geçirmeler genellikle bir halk oylamasından sonra yapılır. Gözden
geçirme işlemi bir sonraki seçimlerden çok önce yapılmalıdır.
Bazı AGİT üyesi devletlerde seçim bölgesi belirleme sorumluluğu merkezi veya yerel yönetimlere aitken, bazı devletlerde yasamaya aittir. Bazı durumlarda, seçim bölgesi belirleme işi, gayri resmi olarak, özel görevle oluşturulmuş çok partili geçici organlara verilmiştir. Bu organlar seçim bölgesi belirleme planlarının taslaklarını hazırlar ve bu taslakları
nihai onay için yasama organına sunar. Seçim bölgesi belirleme planlarının nihai halini
mevzuat kapsamına almak iyi bir fikir olsa da, sadece yasama organının bölge belirleme
işinden sorumlu olması bazı menfaat çatışmalarına yol açabilir. Seçim bölgesini belirlemeden sorumlu organın hem kompozisyon hem yapı bakımından hükümet ve yasama
organından bağımsız olduğu yeni ve olumlu bir uygulama eğilimi ortaya çıkmıştır.
Seçim bölgelerinin sınırlarının ulusal azınlıkların temsilini artıracak ve kolaylaştıracak
şekilde belirlenmesi için çaba gösterilmelidir. Temel ilke, seçim bölgeleri belirlenirken
herhangi bir parti veya grubun temsiline halel getirmemek olsa da, seçim bölgelerinin
azınlık temsilini sağlayacak ve hatta artıracak şekilde tasarlanması kabul edilebilir bir
uygulamadır.
D. Özel Tedbirler
Bazı devletler, özellikle de seçimlere katılım konusuna vurgu yaparak, eşit haklar tanınması, ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve azınlıkların kamusal hayata etkin katılımlarının kolaylaştırılması adına ulusal azınlıklara mensup kişilere özel tedbirler uygulamaktadır. Özel tedbirlere başvurma imkânının yanı sıra, siyasi partiler azınlık temsilcilerini
seçim kampanyalarına dâhil etme ve hatta bu kişileri aday gösterme konusunda teşvik
edilmelidir. Bu uygulama, ulusal azınlıkların daha geniş menfaatleri ve toplumsal görüşleri temsil eden partiler aracılığıyla temsil edilme potansiyellerini artırmaktadır.
34