II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI Ancak tam da bu seviyeyi hesaplayabileceğine inanılan klinik skorlama sistemleri ve bu sistemler üzerine kurulu hayatta kalabilirlik tahminleri zannedildiği kadar kesin değildir. Bu konuda çok az sayıda bilimsel çalışma vardır ama var olan çalışmalar bu tür hesaplamaların güvenilir olmadığına işaret eder (Fink, 2020). Mesela bir çalışma, normal koşullardaki hastalara triaj protokolleri uygulansaydı bu protokollere göre bakım hakkından mahrum bırakılacak kişilerin en az yüzde ellisinin tedaviye cevap verdiğini rapor eder (Fink, 2020, s. 2). Bir başka çalışma, normal protokol altında verilen tedaviyle hayatta kalan sekiz hastadan beşinin eğer triaj protokolleri takip edilseydi gözden çıkarılacağını ve hayatını kaybedeceğini bulmuştur (Fink, 2020, s. 2). Sağlık hizmetine erişimdeki yapısal eşitsizlikler göz önüne alındığında, iyileşme oranı ve hayatta kalabilirliğin olağan şartlarda da düşük olduğu dezavantajlı gruplar açısından bu tür tahminlerin ayrımcı uygulamalar haline geleceğini, dezavantajlı gruplara daha da çok zarar vereceğini düşünüyorum. Biyomedikal etik ve triaj prosedürlerinde ortaya çıkabilen etik sorunların çok kısaca üzerinden geçtikten sonra, şimdi de bu ikilemlerin ardında yatan daha derin felsefi sorunsallara bakalım. Aacharya ve diğerleri (2011) asıl sorunun somut yüz yüze ilişki düzleminde soyut dağıtım ilkelerinin uygulanması olduğunu ifade eder. “Hastalar arasında soyut akıl yürütme temelli seçim ve hesap yapmak” … “tanımlanabilir yaşamlar” (yani yüz yüze bakım ilişkisi içinde bulunulan tekil, benzersiz bireyler) yerine “istatiksel yaşamlar”a odaklanılmasına sebep olmaktadır (Aacharya vd., 2011, s. 2). Jebran bilişsel engelli kişileri rutin olarak sağlık bakımından mahrum bırakan sağlık hizmeti politikalarını Levinasçı bir açıdan eleştirdiği makalesinde, tıptaki adalet ilkesindeki faydacılığın Öteki’ni nesneleştiren, genelleyici bir mantık içerdiğini söyler (2014, s. 3). Öteki’ni özne değil nesne olarak sınıflandıran bu düşünce, kişilerin misli menkul (bir başkasıyla kolayca yer değiştirebilecek) varlıklar olarak görüldüğü bir sistem kurar (Diamantides, 2000). Sağlık hizmetinin bir ürünler bütünü, hastaların da anonim müşteriler olarak kodlandığı neoliberal tıp bağlamında, insanların birbiriyle değiştirilebilirliği norm haline gelir (Jebran, 2014, s. 6). Bu durum Levinas’ın “siyasetin kendi haline bırakılması” dediği şey, yani siyasetin etik ilişkileri dışarıda bırakarak, Ötekine olan indirgenemez sorumluluğun yerine “ölçüp tartmanın, 112

Select target paragraph3