II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI bitlenmiş iki nokta: şimdi ve sonrası (Diagne, 2019, s. 23). Ya da tıbbi bağlama uyguladığımızda, örneğin, “sağlıklı” olmak ve “sağlıksız” olmak veya “engelli” olmak ve “engelsiz” olmak arasında bir mesafe. Aklın düzleminde zaman akmaz ama bir film rulosu gibi fora edilir, bu düzlemde değişim ancak art arda dizilmiş sabit film kareleri olarak kavranabilir (Bergson, 1946, s. 14-19). Ancak sezgisel düzlemde zamanın tözü süre veya süreçtir; yani değişim, hareket, yenilik ve yaratımdır (Bergson, 1946, s. 106; Lapoujade, 2018, s. 2). Değişimi kendi içinde kavrayan nesnesiz ve süreçsel anlayış, sezgidir (Lapoujade, 2018, s. 4). Eğer akıl analiz edip hesaplıyorsa, sezgi sentezler ve idrak eder/kavrar (Diagne, 2019, s. 24). Tıbbi ortamda zamanın doğrusal algılanmasına bir örnek: Özellikle hızlı triaj senaryolarında, tıbbi ortama girişinden dakikalar sonra alınan enstantane fotoğrafı, hastanın gelecekteki hayatta kalabilirliğine dair doğrusal öngörüler yapmakta kullanılır. Her ne kadar triajın hastanın durumunun sürekli yeniden değerlendirildiği devamlı ve dinamik bir süreç olması gerekse de, bu tür değerlendirmeler de genelde hastanın yaş ve engellilik gibi sağlıkla ilintili bulunan diğer özellikleri bağlamında yapılır. Triaj sonuç çalışmalarında gördüğümüz gibi, akıl düzleminde yapılan hayatta kalabilirlik öngörüleri belli bir hayat kurtarıcı tedavinin faydasızlığı konusunda hatalı sonuçlara varabilir ve fayda görebilecek hastaların haksız bir şekilde terk edilmesine sebep olur. Kısacası, tıp etiğinin ve triaj protokollerinin soyut akıl yürütmeleri ve genel ilkeleri, kişilerin biricikliğini ve benzersizliğini, dolayısıyla Öteki’ne olan ilksel etik sorumluluğu hiçe sayabilir. Kişilere biricikliğini veren şeylerden biri de –tıbbi bir dosyada veya skorlama sisteminde sabit noktalar değil– süreye ve zamana tabi olan yaşayan varlıklar olmalarıdır. Peki Bergson’un dirimsel felsefesi ve Levinas’ın etik ilişkisi, aciliyet ve kaynak kıtlığıyla tanımlanan ve kısıtlı zamanda yaşam/ölüm seçimleri yapılmasını gerektiren sağlık hizmeti alanlarına uygulaması imkânsız ve elverişsiz kuramlar mıdır? Bir anlamda, sağlık çalışanları aramızdaki en Levinasçı ve Bergsoncu kişilerdir. Bu pandemide tanık olduğumuz gibi, sağlık emekçileri Öteki’nin sonsuz talebine teslim olarak, kendi yaşamları konusunda ölçülemez kişisel riskler göze aldılar, fedakârca uzun saatler çalıştılar, yetersiz kişisel koruma ekipmanıyla, ailelerinden ve sevdiklerinden uzakta, “yabancılar 114

Select target paragraph3