AYRIMCILIK KARŞITI AKTIVIZM
birbirimizi ötelemek yerine birbirimize yaklaşma çabasından vazgeçmeyerek verimli bir tartışmaya kapı aralamak olmalıdır.
Bir noktaya daha temas etmek istiyorum. LGBTİ+ hareketinin tarihsel seyri içerisinde gerek Batı’da gerek Türkiye’de yaşanan bir soruna değinmek gerekir. Bu da LGBTİ+ hareketi içerisinde farklı kimlikler arasında belki de farkında olunmadan kurulmuş olan hiyerarşidir. Söz konusu
hiyerarşide bazı kimlikler ve varoluşlar diğerlerine göre daha az görünürdü ya da daha geri planda kalıyordu. Başlarda eşcinsel erkekler bu hiyerarşi içerisinde tepede yer alıyordu. Elbette LGBTİ+ hareketi içerisinde
lezbiyen, biseksüel ya da trans kadınlar vardı. Hatta translar mücadelenin
ön saflarında yer alıyordu ama sesleri ve talepleri yeterince görünür değildi. Ama süreç içerisinde önce lezbiyen kadınlar, daha sonra translar bu
hiyerarşiyi yıkmaya başlayarak kendileri adına daha fazla söz üretir hale
geldi. Sonrasında ise LGBTİ+ kategorisi içerisinde görünmeyen özneler,
interseksler, aseksüeller, panseksüeller, akışkan cinsiyetliler, cinsiyetsizler, queer cinsiyetliler görünür olmaya başladı. Hareketin ismi de bu seyri
izleyerek gey ya da eşcinsel hareketinden LGBTİ+ hareketine dönüştü.
Hareketin Türkiye’deki seyrinin de benzer bir rota izlediği söylenebilir.
Son olarak mücadeleyi ortaklaştırma meselesinde iki noktaya vurgu yaparak toparlamaya çalışacağım. Birincisi bugün bütün dünyada sağ
popülizmin ve yeni türde faşizmlerin yükselişe geçtiği bir momentteyiz.
ABD seçimlerinde Trump kaybetti, Biden kazandı ama Biden’ın kazanmasının dünyadaki süreci yakın zamanda tersine çevirip çevirmeyeceğini
yaşayarak göreceğiz. Peki, sağ popülizmlere ya da yeni faşizmlere karşı
mücadeleyi nasıl ortaklaştırabiliriz? Buna şu yüzden vurgu yapıyorum:
Hollanda gibi bazı istisnalar hariç bütün bu sağ popülist/yeni faşist hareketler ve akımlar, LGBTİ+’ların haklarını ve kazanımlarını ciddi biçimde
tehdit eden söylemlere sahiptir. ABD’den Brezilya’ya, Macaristan’dan Polonya’ya kadar LGBTİ+’ların haklarının ortadan kaldırılmasına yönelik
kimi adımlar atıldı. Covid-19 pandemisi bu saldırıların daha da yoğunlaştığı bir dönem oldu. ABD’de bununla karşılaştık. Muhafazakâr-sağ popülizme karşı mücadelenin temel dinamiklerinden birinin artık LGBTİ+’ların ezilmesine, ötekileştirilmesine, ayrımcılığa uğramasına karşı çıkmak
olduğunun farkına varmak elzemdir. Kısacası bugün artık LGBTİ+’sız bir
otoriter sağ popülizm karşıtı mücadele mümkün değildir.
179