KHK’lar Sonrası Kürt İllerinde Sessizleştirilen Kadınlar Zozan Özgökçe Türkiye tarihi boyunca kadın hareketi her zaman aktif olmuş, mücadele etmiştir. Yüz yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Osmanlı’da da kadınlar tüm farklılıklarıyla dergiler çıkarmış, dernekler kurmuş, ortak hareket etmiş, ondan sonraki dönemlerde de kadınların mücadelesi hep var olmuştur. BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, erkekler tarafından ve erkeklerin yaşam deneyimlerinden hareketle hazırlandığı için kadınların sadece kadın olmalarından ötürü karşılaştığı şiddeti ve hak ihlallerini içermez. Bu sebeple o dönemlerden günümüze kadının insan hakları kavramı bu durumu eleştirmek ve kadınları görünür kılmak amaçlı söylem haline gelmiştir. Bu, durumu fark etmek açısından önemlidir. Queer teori, LGBTİ hakları, kadının insan hakları, heteroseksüellik, heteronormativite gibi kavramlar sürekli biz aktivistler arasında tartışılıyor. Cinsiyetin bize öğretilmiş kodlardan oluştuğunun farkındayız. “Toplumsal cinsiyet” kavramı üstünden de çok politika yürüttük ve şimdilerde bu kavram da tartışılıyor. Ama tabii bu kavramların akademik tartışmalardaki anlamı ile hayatın içindeki işleyişinin de çok farklı olduğunu görüyoruz. Bu konularda hâlâ toplumda yaygın bir farkındalık yok. Kadınlarla kadının insan hakları eğitimlerini yürütürken “Kadının insan hakları ne demektir?” diye sorduğumuzda öncelikle büyük bir sessizlik oluyor. Bu hakları şöyle sınıflandırabiliriz: 181

Select target paragraph3