Giriş
Demokratik toplumun en önemli kriterlerinden biri olan barışçıl toplanma ve gösteri
özgürlüğü hakkı aynı zamanda ekonomik çıkarların savunulmasından siyasi fikirlerin
ifadesine, sanatsal faaliyetlerde bulunmaktan adaletsiz uygulamalara tepki göstermeye
kadar uzanan sivil, ekonomik, politik ve sosyal hakların tanınması, uygulanması ve savunulması için kullanabilecek bir araçtır ve uluslararası hukuk koruması altındadır. Barışçıl
gösteri hakkı, uluslararası sözleşmelerde ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü hakkının ayrılmaz bileşeni olarak değerlendirilir ve güvence altına alınır. Barışçıl toplanma
ve gösteri hakkı kamuya açık alanlar da dahil olmak üzere tek başına veya başkalarıyla
birlikte barışçıl toplanma, protesto, grev, oturma eylemi, gösteriler vb. düzenleme ve bunlara katılma hakkını içerir.
Sözleşmeler devletlerin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer görüş, ulusal
veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya başka herhangi bir statüye dayalı belirli gruplar
için bu hakkı sınırlamasını mutlak bir şekilde yasaklamaktadır.
Sözleşmelerde barışçıl toplantı ve gösterilere getirilebilecek sınırlamaların çerçevesi
“ulusal güvenliği veya kamu güvenliğini, kamu düzenini (ordre public), sağlık veya ahlakı
veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma amacı taşıyan, demokratik bir toplumda
gerekli bulunan ve hukuka uygun olarak getirilen sınırlamaların dışında başka hiç bir sınırlama konamaz.”1 olarak belirlenmiştir. Sözleşmeler barışçıl gösteri hakkına bu çerçevede
getirilecek herhangi bir kısıtlama bakımından sıkı bir “gereklilik ve orantısallık” ilişkisi
aramaktadır. Kısıtlamalar hiçbir zaman hakkın özüne dokunmamalı, yasayla öngörülmüş
olmalı ve demokratik bir toplumda gereklilik ilkesine uygun olmalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kısıtlamaların yasa ile öngörülmüş olması
ilkesini ilgili yasanın hukukun üstünlüğü ile uyumlu, erişilebilir, açık ve anlaşılabilir olması ile birlikte değerlendirmektedir. AİHM, Çetin ve Diğerleri/Türkiye davası kararında
bu kriterlere atıf yapmıştır.2 “yasa ilgili kişi tarafından erişilebilir olmalı, bu kişi bu yasanın
kendine yönelik sonuçlarını öngörebilmeli ve bu yasa hukukun üstünlüğüyle uyumlu olmalıdır.” Demokratik toplumda gereklilik ilkesi bakımından AİHM, kısıtlama gerekçelerinin, kısıtlamanın haklılığını kanıtlayacak yeterlilikte ve yerinde olması yanında orantılık
değerlendirmesi yapmaktadır. Mahkeme barışçıl gösteri hakkı ile müdahaleye gerekçesi
arasında adil bir ilişki kurulup kurulmadığını tespite çalışmaktadır.
• Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Venedik Komisyonu tarafından
yayınlanan Barışçıl Toplantı Özgürlüğüne Dair Temel İlkeler’de kısıtlamalara ilişkin olarak devletlere;
• Kısıtlamalar için meşru gerekçelerin insan hakları sözleşmelerinde öngörüldüğünü
ulusal kanunlarda ek gerekçeler konulmamasını,
• Kamusal alanı kullanmanın meşru olduğunu,
• Gösterilerin görsel ve işitsel içeriğine ancak yakın bir şiddet tehdidi varsa kısıtlama getirilmesini,
• Toplantılara yer, zaman ve yapılış şekli ile ilgili kısıtlamanın zorunlu olduğu hallerde makul alternatiflerin sunulmasını,
• Toplantı ve gösterileri hedef kitlenin görebileceği ve işitebileceği bir şekilde kolaylaştırılmasını,
önermektedir.3
Sözleşmeler, şiddet ve şiddet çağrısı içermeyen her türlü barışçıl gösteriyi koruma al1
2
3
BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi Md 21, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. Maddesinde de sınırlama çerçevesi aynıdır.
AİHM 2. Daire Kararı, Karar Tarihi: 13 Şubat 2003, https://www.kararara.com/aihm/turkce3/aihm11898.htm
Sivil Toplum Örgütleri İçin Örgütlenme Özgürlüğü Ve Toplantı Ve Gösteri Hakkı Kılavuzu, ESHİD Yay. Çev. A.
Bahçıvan, http://www.esithaklar.org/wp-content/uploads/2016/09/%C3%96rg%C3%BCtlenme-%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-ve-Toplant%C4%B1-Gosteri-Hakki-K%C4%B1lavuzu.pdf
7