Irkçı Saldırılar ve Nefret Suçları Özel Bülteni 2021 yılında başta Kürtler ve Suriyeliler olmak üzere, farklı etnik köken ve inanca sahip gruplara yönelik ırkçı söylemler, uygulamalar ve saldırılarda çarpıcı bir artış gözlemlenmiştir. Bahse konu saldırılar; kişilerin evlerinin işaretlenmesi, mal, hane ve işyerlerine zarar verilmesi hatta vücut bütünlüğünü ve yaşam hakkını tehdit edecek saldırılara varacak kadar çeşitlilik arz etmektedir. 2021 yılında en az 32 saldırı gerçekleştiği kaydedilmiş, bu saldırılarda en az 12 kişi hayatını kaybetmiştir. Irkçı saldırılar veya nefret suçları, sadece hayatta kalanları değil; onların var olan ya da var olduğu addedilen kimliğine sahip grupların tümünü etkiler. Irkçılık ve nefret suçlarının görünmez kılınması ya da cezasız kalması, salt insanlık onurunu zedeleyici bir olgudan ibaret değildir; yaratılan güvencesiz atmosfer toplumun bütün kesimlerini etkiler. Bu sebeplerle başta insan hakları hukuku bağlamında devletlerin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi oldukça elzemdir. Kapsamlı ya da yeterli denebilecek bir ayrımcılıkla mücadele yasası dahi olmayan Türkiye’deki ırkçı ya da nefret saikiyle işlenen suçlar, “münferit” olarak değerlendirilerek cezasız bırakılmaktadır. Nefret söylemlerine, hedef göstermelere ve ırkçı saldırılara ilişkin sıklıkla soruşturma dahi açılmaması ve yargılama yapılmaması; bununla bağlantılı olarak faillerin cezalandırılmaması ırkçı saldırıların artmasının nedenlerindendir. Faillerin ceza aldığı durumlar ise yaşam hakkı ihlallerinin gerçekleştiği vakalardır.1 İnsan Hakları Haftası’nda ırkçı saldırıların görünür olması ve tartışılması elzem bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Basına yansıdığı kadarıyla takip edilebilen ve kamuoyunun gözünden kaçan ırkçı saldırıların bir bütün olarak neye tekabül ettiğini ve çarpıcılığını görmenin ırkçılığı düşünmek ve konuşmak için iyi bir başlangıç olacağını düşünmekteyiz. Bu bültenle 2021’de gerçekleşen ırkçı saldırıların bir bilançosunu çıkarmayı hedefledik. Şüphesiz ki ayrımcılığın görünmezliği ve yaşamın bir parçası olarak “norm” kabul edilmesi ırkçılığa da tahvil edilmekte; dolayısıyla olgunun adı konulmamaktadır. Bu atmosfer, ırkçı uygulama ve saldırıların basına yansımaları önünde de bir engel olmaktadır. Medya taramasıyla elde ettiğimiz verilerin buz 1 Devletin ırkçı şiddete ilişkin sorumlulukları çerçevesinde K.S Davasının analizi için bakınız: Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Devletin Irkçı Saiklerle İşlendiği Şüphesi Doğuran Öldürme Olaylarında Soruşturma Yükümlülüğü ve K.S. Dosyası, Ayrımcılığa Karşı, https://www.ayrimciligakarsi.org/_files/ugd/617a63_08ba2fc8fc964c52a3975593812ab598.pdf.

Select target paragraph3