ADALETE ERIŞIM HAKKININ ÇERÇEVESI Liyakat ilkesine göre, herkes hak ettiğini aldığında dağılım meşrudur. Dağıtıcı ilke olarak liyakat, varlıklar liyakate göre dağıtıldığında gerçekleşir. Liyakat çeşitli şekillerde anlaşılabilir: bir topluma katkı olarak (birey katkısının değeri için ödül hak eder), çok çalışma ve çaba sonucu (birey çabasından ötürü ödülü hak eder) ve telafi sonucu (ödül, tutarla orantılıdır). Ancak, kişi bir şeyi hak etmeden kazanabilir veya kişi kazandığı şeyi hak etmeyebilir. Kişiler arasındaki farklılıklar (engeller veya yetenekler) meşrulaştırılabilir mi ve farklılıklar düzeltilmeli veya telafi edilmeli midir? Meritokrasiye göre, insanların doğal yeteneklerini hak etmeseler bile kullanmaya hakları vardır ve hiç kimse kişilerin bu yeteneklerini kullanarak elde ettiği varlıkları inkâr etme hakkına sahip değildir. İhtiyaç ilkesine göre, dağılım herkes ihtiyacı olanı aldığında meşrulaşır (“Herkese ihtiyaçlarına göre”). Soru: İhtiyaç nedir? Bir gereklilik veya bir istek... İhtiyaç hakkının olması kişinin doğrudan adalet hakkı olması anlamına mı gelir? Esas ve kategorik veya temel ihtiyaçları (araçsal olsunlar veya olmasınlar) birbirinden ayırabiliriz. Neye ihtiyacımız varsa o “gereklidir”. Gereklilik kişinin içinde bulunduğu özel şartlardan kaynaklanır. Eğer açsanız, beslenmek gerekliliktir. Ancak, açsanız ve tatlı bir şey istiyorsanız bu ihtiyaç değil istektir. İnsanların ihtiyaçları ile neye ihtiyaçları olduklarını düşünmeleri arasında da fark vardır; örneğin hırs ve niyetlerini karşılama ihtiyacı. Amartya Sen’e göre ihtiyaçlar işleyişi mümkün kılan farklı yollar kapsamında anlaşılmalıdır. Herkes okuyabilmeli ve yazabilmeli, hareket edebilmeli, iş sahibi olmalı, evlenebilmeli ve aile sahibi olabilmelidir vs. İhtiyaçlar bir kişinin asgari seviyede makul bir hayat sürebilmesi için gerekli koşullar olarak açıklanmalıdır. Bu görüşü eleştirenler ihtiyacın güçlü ahlaki bir şart olduğunu ama adaletten ziyade nezaket veya insanlık meselesi olduğunu söylerler. Adalete Yeni Yaklaşım Klasik adalet kuramlarının engelli kişilerle ilgili sorunu, en önemlilerinin insanlar arasındaki farklılıkları dikkate almamasıdır. Soyut eşitlik kavramından başlayarak, adalet kavramı mütekabiliyet fikri, işbirliği ve sözleşmeli ilişkilere dayanır. Bu şartları karşılayamayan bireyler adaletin öznesi olarak değerlendirilmezler. 25

Select target paragraph3