ADALETE ERIŞIM İÇIN DESTEK MEKANIZMALARI
tersine, engellilik konusu, engelli özne, bilhassa zihinsel/bilişsel engellilik, tam da mevcut liberal hukuk sisteminin, mevcut ekonomik sistemin
sınırlarını ve tanımlarını zorlayan bir alan olması bakımından kendine
bunların içinde yer açmakla kalmayıp, bunların kendini sorgulamasına,
öncüllerini tekrar ele almasına sebebiyet verecek bir olgu.6 Dolayısıyla
burada gözetilmesi gereken önemli bir nokta, engelli haklarının mevcut
bir insan hakları paradigmasının var olmaması nedeniyle değil, yetmemesi nedeniyle ortaya çıkmış olması. O halde insan haklarına dayalı bir
toplum ve hukuk düzeninin var olacağı varsayılmadığı sürece zaten burada sözü edilen standartların da bir anlamı olmayacak. Bu bakımdan,
bunun var olması gereken insan hakları eşiğinin altına düşmeden tartışmaya açılması gereken bir konu olduğunu akılda tutmak gerekiyor.
Bu kısımda biraz daha somutlaşmak ve CRPD üzerinden ilerlemek
gerekirse, adalete erişmek için en önemli gerek olan adaletin öznesi olabilme konusundan başlanabilir. Öte yandan engelli hakları söz konusu
olduğunda “hukukun kişisi olabilmek” başlığını sorunun tam da başladığı yer olarak ele alabiliriz. Üstelik bu, süregelen özne ve hukuk ilişkisi
göz önünde tutulduğunda da çoğu zaman soyut ve kimileri için anlaşılması güç bir nokta, zira hakların öznesi olmakla hukuka konu olmak
aynı şey değil; ikincisi çok daha eksik bir hal. Günümüzde hukuka konu
olabilen pek çok şey var ve üstelik bunlar insan kişileriyle de sınırlı değil. Bu noktayı dile getirerek aslında Sözleşme’nin 12. maddesine de giriş yapmış oluyoruz; madde başlığı ve içeriğinin Sözleşme dilinde legal
capacity olarak yer almasına rağmen Türkçeleştirilirken yalnızca “hak
ehliyeti” olarak eksik bir biçimde tercüme edildiğini de not düşerek. Bu
tercüme eksik, çünkü Türkiye’deki mevzuatta “hak ehliyeti” ve “fiil ehliyeti” diye yasa eliyle yaratılmış bir ayrım mevcut.7 Hak ehliyetinin tek
koşulu tam ve sağ doğmak, kapsamı da haklara (soyut) ve borçlara sahip
olabilmek. Fiil ehliyeti ise bu hak ve borçları kullanabilme ehliyeti; yani
aslında soyut hakları somutlaştırabilmek ve anlamlı kılmak, fiil ehliyeti
aracılığıyla sağlanıyor. Bilhassa duyusal, zihinsel, bilişsel ya da psikososyal engelli kişiler burada iki farklı durumla karşılaşabiliyor. Örneğin
6 E. Çelik, “The Role of CRPD in Reshaping the Subject of Human Rights”, International Journal
of Human Rights 21(7), 2017.
7
4721 TMK Madde 8,9.
91