1. Giriş
Suriye’de Mart 2011 yılından bu yana devam eden çatışma ortamı nedeniyle on binlerce
insan hayatını kaybetmiş, yaralanmış ve milyonlarca insan yaşadıkları yerleri terk
etmek zorunda bırakılmışlardır. Kendi yaşam alanlarından ayrılmak zorunda kalan bu
insanlardan en iyimser tahminle 400 bini Türkiye’de kamplar dışında ve gayri insani
koşullarda yaşamaktadır.
Türkiye’nin ulusal mevzuatında kitlesel sınır göçleri ve acil insani yardım gerektirecek
olan koşulları karşılayan kanun maddeleri oldukça sınırlıdır. Mevcut durumda, hem
kamp hem de kamp dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların temel hak ve ihtiyaçlarının
karşılanması için çıkartılan genelgelerin birçoğu ihtiyaca cevap verme konusunda
yetersiz kalmaktadır. Bir başka sorun ise var olan genelgelere ulaşmanın neredeyse
imkansız olması hem sığınmacıların hem de bu alanda faaliyet göstermek isteyen sivil
inisiyatiflerin yasal çerçeve ile ilgili yeterli düzeyde bilgilendirilmemeleri istikrasız bir
ortam yaratmaktadır.
“Yok Sayılanlar; Kamp Dışında Yaşayan Suriye’den Gelen Sığınmacılar” raporu, insan
hakları sözleşmeleri kapsamında Türkiye’nin yerine getirmesi gereken yükümlülükler
çerçevesinde şekillendirilecek koruma ve sosyal destek mekanizmanın oluşmasını
teşvik etmek, hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan bireylerin mağduriyetlerinin
giderilebilmesi için alınacak tedbirlerin oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla
hazırlanmıştır.
Rapor, coğrafik olarak İstanbul ile sınırlı olsa da Türkiye’nin birçok ilinde benzer
şartlarda yaşamlarını devam ettirmeye çalışan sığınmacıların sorununu dile
getirmektedir.
2. Metodoloji
“Yok Sayılanlar; Kamp Dışında Yaşayan Suriye’den Gelen Sığınmacılar” raporu,
Suriye’deki iç çatışma ortamından kaçarak, farklı zamanlarda İstanbul’a gelmiş Kürt ve
Türkmen/Alevi kökenli Suriyeli sığınmacıları kapsamaktadır. Raporun sadece bu
grupları kapsaması bir tercih değil, ulaşılabilen sığınmacıların bu gruplara mensup
olduklarını ifade etmesi ve yaşadıkları problemlerinin bir kısmını etnik köken ve
inançları ile ilişkilendirmeleridir. Raporun hazırlanmasında temel ilkelerimizden biri
genellikle yapıldığı şekliyle sığınmacıların çeşitliliğine saygı göstermeyen tanımlama,
analiz ve çözüm politikası önerme hatasına düşmemektir. Görüşmelerde sorulacak
soruların hazırlanmasında ve görüşme yapılan kişilerin dağılımında toplumsal cinsiyet
yaklaşımı dikkate alınmıştır. Ancak görüşme yapılan kişilerin tespiti tümüyle araştırma
ekibinin inisiyatifine uygun olmamış bu nedenle kadın ve erkek görüşmeci sayısı
arasında fark oluşmuştur. Sayı farkı oluşmasına grup içindeki kadınların bazı
durumlarda konuşmaktan imtina etmeleri ve bazı durumlarda ise dil bilmemeleri neden
olmuştur.
4