TÜRKİYE’DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ - DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ DERSİ VE KİTAPLARI HAKKINDA İNSAN HAKLARI TEMELLİ BİR DEĞERLENDİRME
simden öğrenciler, her inanç grubuna eşit yaklaşan din dersleri içeriği taleplerinin
yanında, okullarındaki öğretmen ve idarecilerin tutumları hakkında da beklentilerini kuvvetle dile getiriyorlar. Kimlikleri nedeniyle okullarda maruz kaldıkları
olumsuz deneyimlerin öğretmen ve idarecilerle çatışma boyutuna geldiğini belirten Alevi kesimden öğrenciler, okul hayatlarını bu çatışma çerçevesinden değerlendirme eğilimindeler.
Lise öğrencileriyle gerçekleştirilen görüşmelerin de ortaya koyduğu gibi, öğrencilerin
şikâyetleri arasında katılım hakkını kullanamamak, din veya inançlarına saygı duyulmaması – bilhassa Alevi öğrenciler – ve din veya inançları nedeniyle ayrımcı veya baskıcı
muamelelere maruz kalmak bulunuyor. Öğrencilerin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
ve katılım hakkına ilişkin deneyimleri üzerinde daha fazla araştırma yapılması, şikâyet ve katılım mekanizmalarının oluşturulması gerektiği görülüyor. ÇHK’nin eğitimde
katılım hakkıyla ilgili açıklaması bu noktada önemli: Çocukların karar verme süreçlerine istikrarlı katılımını sağlamak için ilgili mercilerin, okulların ve baş öğretmenlerin iyi
niyetinden ziyade mevzuatta yer alması gerekir.157 Yukarıda belirtildiği gibi gerek MEB
gerekse sivil toplum kuruluşları, bu konuda izleme ve raporlama çalışması yapmalıdır.
Nüfus kayıtlarında Hristiyan veya Musevi olarak kaydı bulunan öğrencilerin muafiyet hakkının kullanılmasına ilişkin olarak izlenmesi gereken aşamalar, sürece ilişkin
izlemede de belirtildiği gibi, muafiyet sürecinin farklı aşamalarını kapsıyor: Ayrımcı
muafiyet düzenlemesi, çocuğun din veya inancını açıklamaya zorlanmama hakkının ihlal edilmesi, muafiyet başvuru sürecine çocuğun katılım hakkı, karnede muaf ibaresi
ayrımcılık riski oluşturması, muafiyet hakkını kullanan öğrencilerin okul ortamında
ayrımcılığa uğrama riski, muafiyet hakkının kullanılmış olmasının öğrenciyi dezavantajlı duruma düşürmesi. Bunların büyük bir kısmı yargılama konusu olma aşamasına
gelmemiştir. Şikâyet ve izleme mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle istatistiki bilgiler de son derece sınırlıdır.
Muafiyet hakkının kazanılması sürecine ilişkin okul idareleri velilerden farklı belgeler
isteyebilmekte olduğu veya bu konuda insan hakları standartlarıyla uyumlu ve hem
veliler hem de okul yönetimi için açık, sade, öngörülebilir ve erişilebilir bir yönergeye
ihtiyaç bulunmaktadır. Protestan Kiliseler Derneği, 2019 yılında kendilerine ulaşan herhangi bir olumsuz deneyim bulunmadığını bildirmektedir.158 2018 yılında ise bazı yabancı uyruklu çocukların pasaport veya kimliklerinde din hanesi bulunmaması nedeniyle
muafiyet ile ilgili tereddüt oluştuğunu ancak kısa süre içinde konunun çözüldüğünü
raporlamaktadır.159 2017 yılı raporunda ise bazı okulların, muafiyet hakkının kullanılabilmesi için vaftiz belgesi istediği belirtilmektedir.160 Aynı rapor, sonradan Hristiyanlığa
geçen kişilerin kimliklerinde bulunan İslam ibaresini ayrımcılık riski nedeniyle değiştirmekten çekindiklerini, bu nedenle Hristiyan oldukları halde muafiyet hakkından yararlanamadıklarını da ifade etmektedir. Ayrıca, elinizdeki çalışma için yapmış olduğumuz
görüşmelerde 2019 ve 2020 yıllarında bazı velilerin İstanbul’da bulunan bir kiliseden
157
158
159
160
56
BM ÇHK, yukarıdaki dn. 44, par.55.
Protestan Kiliseler Derneği 2019 Hak İhlalleri İzleme Raporu, Mart 2020.
Protestan Kiliseler Derneği 2018 Hak İhlalleri İzleme Raporu, Mart 2019.
Protestan Kiliseler Derneği 2017 Hak İhlalleri İzleme Raporu, 2018.