TÜRKİYE’DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ - DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ DERSİ VE KİTAPLARI HAKKINDA İNSAN HAKLARI TEMELLİ BİR DEĞERLENDİRME
Yukarıdaki örneklerle ortaya konduğu üzere DKAB ders kitaplarının içeriği tarafsız, nesnel ve kapsayıcı olmayan pek çok unsurla dini eğitim niteliğine sahip.
İslamiyet veya İslamiyet içindeki mezhepler, farklı gelenekler ve diğer din veya inançların ders öğretim materyali içinde ne kadar yer tuttuğunun ötesinde, bunların nasıl
sunulduğu dersin niteliğini belirleyen en önemli unsurdur. Dini eğitim gerek çocuğun
düşünce, din ve vicdan özgürlüğüne gerekse ebeveynlerin çocuklarını kendi dini veya
felsefi görüşleri doğrultusunda yetiştirme hakkına yönelik bir müdahale oluşturuyor.
4-12 sınıflar arasında, yani çocuğun öğretim hayatının önemli bir kısmı boyunca bu dini
eğitime maruz bırakıldığı ve dersle ilgili ölçe değerlendirme sistemi içinde ödev ve/veya
sınav sorumluluklarını yerine getirmek zorunda kalması, bu müdahalenin etkisini ve
yaygınlığını artırıyor. Dini eğitim kapsamında aktarılan dinsel öğretileri benimsemeyen
veya kendi din veya inancı veya felsefi görüşünün İslami değerlendirmeyle aktarılmasını sınıf içinde dinlemek ve bunu öğrenmekle sorumlu olan çocuk ve bu çocukların
ebeveynler için mağduriyetin daha da ağırlaştığı açıklanmaya muhtaç değil. Çocuğun
DKAB dersi bağlamında dini uygulamalara zorlanma konusu sınıf ortamlarının incelenmesiyle ayrıca daha fazla araştırılmalıdır.
4.3. Muafiyet Mekanizması
DKAB dersinden muafiyet hakkı ile ilgili uygulama süreci de devletin, DKAB dersiyle
ilgili uygulamaları insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirme çabası açısından
süreç göstergeleri bağlamında değerlendirilmelidir.
Muafiyet hakkının kazanılması süreciyle ilgili olarak yukarıda da belirtildiği gibi Yüksek Öğrenim Kurulu’nun 1990 tarihli kararına göre Türkiye’de Hristiyan ve Musevi ailelerin çocukları DKAB derslerinden muaf sayılmaktadır.146 Uygulamada, kişinin Hristiyan veya Musevi olduğuna dair sözlü beyan yeterli sayılmamaktadır. MEB’in bu konuda
açıklayıcı son yazısı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından 3 Şubat 2015'te valiliklere gönderilen yazıdır ve azınlık okulları dışında kalan ilk ve ortaöğretim kurumlarında
eğitim alan öğrencilerin nüfus cüzdanındaki din hanesine Hristiyan ya da Musevi olduğunun yazılması gerektiğini belirtmektedir. Öğrencilerin nüfus kayıt belgesinin okul
yönetimine sunulması beklenmektedir. Bu durumda DKAB dersinden muaf olmak için
başvuran tüm öğrenciler din veya inançlarını açıklamak zorunda bırakılmaktadır. Kaç
öğrencinin muafiyet başvurusu yaptığı bilinmemektedir ancak en az yüzlerce öğrenci
olduğu varsayılabilir.
Ayrımcı muafiyet düzenlemesi: Yukarıda da belirtildiği üzere Türkiye’de ayrımcılık içermeyen bir muafiyet mekanizması bulunmamaktadır. Halen sadece Hristiyan ve Musevi
öğrenciler, dini aidiyetlerini nüfus kayıtlarında bulunan din alanındaki kaydı aracılığıyla göstermek suretiyle muafiyet hakkından yararlanabilmektedir.147 Muafiyet hakkından yararlanmak isteyen fakat bu dinlere mensup olmayan öğrenciler, bu haktan yararlanamadıkları gibi, öğrenimlerine devam etme için derse katılmak ve sınavlarından
geçer not almak zorundadır.
146 Yukaridaki dn. 82.
147 Yukarıdaki dn. 82.
52