BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
SONUÇ
Kurumun ayrımcılık alanında TİHEK’e kıyasla çok daha fazla kararı bulunmaktadır.
Ancak, başvuruların hangi temellere yönelik olarak yapıldığı önemli bir göstergedir.
Kuruma en fazla engellilik temelinde ayrımcılık başvurusu yapılmaktadır. Bu başvurularda eğitim hakkının ön planda olduğu ve özel önlem alınması yönünde başvuruların artmaya başladığı görülmektedir. Kararların bir kısmında hak temelli ve ayrımcılık
konusundaki nitelemelerin uluslararası standartlara uygun olduğu görülürken bir kısmında engellilik, pozitif ayrımcılık, haklı neden gibi bazı kavramlarda tanımlama ve
niteleme konusunda dahi sorunlar bulunabilmektedir.
Din veya inanca dayalı ayrımcılık kararları ise seri başvuru niteliğinde olup 28
Şubat dönemi mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik ve bu bakımdan güncel olmayan ayrımcılık vakalarına ilişkindir. Diğer yandan, din veya inanca dayalı ayrımcılığın
esas olarak azınlık din/mezhepleri bakımından gerçekleşme ihtimalinin yoğun olmasına karşılık bu yönde tek bir başvuru vardır. Cinsiyet temelinde ayrımcılık iddiaları
Türkiye’deki durumun aksine çok sınırlıdır. Siyasi görüş ayrımcılığı, cinsel yönelime
dayalı ayrımcılık, yaş ayrımcılığı gibi son derece yaygın ayrımcılık temellerine dayalı
herhangi bir başvuru ya da karara rastlanmaması da önemli bir göstergedir. Benzer
şekilde yararlanılan haklar açısından sağlık hakkı ve eğitim hakkına ilişkin özellikle
engellilik temelinde ayrımcılık başvuruları varsa da kamu hizmetine girme hakkı, ifade
özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, özel hayatın korunması hakkı, sendikal
haklar gibi pek çok temel hak ve özgürlükle ilgili ayrımcılık başvurusu sınırlı olduğu
gibi tavsiye kararı da verilmemiştir.
Etnik kökene dayalı ayrımcılıkla ilgili olarak Kuruma yine Eşit Haklar İçin İzleme Derneği tarafından yapılan ve bilinen tek bir başvuru vardır. Seçimlerde anadilde
propaganda yapılmasının anadili Türkçe olmayan kişiler bakımından ayrımcı olduğuna
ilişkin olarak yapılan başvuruda TİHEK 23.10.2015 tarihinde ihlal kararı vermiş, KDK
ise başta Derneğe cevaben başvurunun, Kurumun yetki alanına girmediği gerekçesiyle
20.05.2015 tarihli incelenemezlik kararı verildiğini bildirmiş; sonradan yanlış bilgi verildiği ifade edilerek TİHEK kararına da atıf yaparak 27.10.2015 tarihli tavsiye kararını
vermiştir.41
Kuruluşundan itibaren yedi yılını tamamlayan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurumsallaşma, birikim ve uzmanlaşma bakımından TİHEK’e kıyasla daha ileri bir seviyede olduğu söylenebilir. Başvuru sayılarının düzenli olarak artması, kararlarının daha
erişilebilir hale gelmesi gibi unsurlar da bunun göstergesidir. Buna karşılık, ayrımcılık iddialarını içeren başvuruların sayısı ve niteliği Kurumun ayrımcılık konusunda bir
ulusal insan hakları mekanizmasından beklenen etkinlikte olmadığını göstermektedir.
Sadece ayrımcılık değil, insan hakları alanındaki başvuruların azlığı ve başvuruların
konuları Kuruma ilişkin toplumsal algıyı anlamak bakımından önemli bir göstergedir.
Kurum tavsiye kararlarında idare tarafından konuyla ilgili yeniden düzenleme yapılması, konuyla ilgili araştırma yapılması, eğitim programları geliştirilmesi gibi çeşitli
tavsiye kararları verebilmektedir. Buna karşılık, tazminat taleplerinde ret kararı verme
eğilimi kişilerin doğrudan dava yoluna gitmesine yol açacağından Kurumun daha etkin
bir başvuru mekanizması olması bakımından bir engel olabilecektir.
41 Başvuru no. 2015/2608, 27.10.2015. (Karar yayımlanmamıştır, EŞHİD aracılığıyla ulaşılmıştır)
73