BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
Eşitlik kurumları, yargısal-benzeri işlevler yanında yargısal usullerde yer alarak da
ayrımcılıkla mücadeleye katkı sunabilmelidir. Yargısal usuller hukuken bağlayıcı kararlar verilebilmesi nedeniyle yargısal-benzeri usullerden daha etkili olabileceği için eşitlik
kurumlarının bu alanda da bazı yetkilere sahip olması büyük önemdedir. Bu kapsamda
öncelikle eşitlik kurumlarının mağdurların belirlenemez olduğu durumlarda mağdurlar
adına ve onların yerine yargısal usullere başvurma, belirlenebilir olduğu durumda ise
onların rızası ile yargısal usullere başvurma yetkisine sahip olması gerekmektedir. Kurumun kendi adına yargısal usullere başvurabilmesi ayrımcılıkla ilgili yasal düzenlemelerin geliştirilmesi için önemli bir olanak olarak değerlendirilmektedir. Bir diğer önemli
avantaj ise çeşitli nedenlerle yargısal usullere başvurma olanağı olmayan veya bundan
çekinen kişilerin rızasına dayalı olarak yargısal usulleri harekete geçirebilme olanağının
sunulmasıdır. Bu durum özellikle aynı işyerinde çalışma veya aynı okulda eğitim görme
olgusunun söz konusu olduğu durumlarda ayrımcılık mağdurları için oldukça avantajlı
olmaktadır.30
İkinci olarak, yine mağdurun rızası ile yargısal usullere katılması (müdahil olması)
mümkün kılınmalıdır. Eşitlik kurumunun bir davaya katılması farklı şekillerde mümkün
olabilmektedir ve katılma farklı durumların hepsini kapsayacak şekilde kullanılmaktadır. Kurum bir tarafın yanında davaya katılabileceği gibi, üçüncü taraf olarak da davaya
katılması mümkündür.31 Kurumun bir davaya mağdurun yanında katılması durumunda önkoşul mağdur tarafından daha önce yargısal usullere başvuru yapılmış olmasıdır.
Eşitlik kurumlarının bu şekilde müdahil olabilme yetkisi yukarıda belirtilen tüm AB Direktiflerinde açıkça belirtilen bir yükümlülüktür. Eşitlik kurumlarının bu yönde yetkilerinin yasalarca açıkça tanınması, yargı organlarının bu yetkinin kullanılması sırasında
isteksiz veya çekingen davranabilmesinin önüne geçebilecektir. Kurumun yargılamaya
üçüncü taraf olarak katıldığı durumda ise mağdurun rızasına gerek bulunmamaktadır.
Bu usul ile kurum ayrımcılık yasağı alanında sahip olduğu uzmanlık bilgisini yargı organının kullanıma sunmaktadır.32
Mevcut durumda TİHEK’in ne mağdurların belirlenemez olduğu durumlarda mağdurlar adına ve onların yerine yargısal usullere başvurma, ne de belirlenebilir olduğu
durumda onların rızası ile yargısal usullere başvurma yetkisi vardır. Bunun yanında
Kurumun mağdurun rızası ile yargısal usullere katılması da mümkün değildir. Türk
hukukunda amicus curiae veya üçüncü taraf müdahalesi usulüne yer verilmediği için
TİHEK’in yargı organları önündeki davalara bu şekilde bir katılımı da söz konusu olmamaktadır. TİHEK Kanunu md. 11(1)(d) Kurulun görev ve yetkileri arasında “Görev
alanıyla ilgili olarak yargı organlarına, kamu kurum ve kuruluşlarına ve ilgili kişilere
talepleri halinde görüş bildirmek.” şeklinde bir ifadeye yer vermiştir. Söz konusu ifade
ile Kurumun karar organı olan Kurulun ancak talep halinde görüş bildirebileceği ortaya
çıkmaktadır. Bu nedenle TİHEK’in kendi inisiyatifi ile yargı organları önünde uzman
olarak bulunması da mümkün olamamaktadır. Bu husus ECRI tarafından da eleştiri ile
karşılanmıştır.33
ECRI GPT2’de belirtilmiş bir başka konu ise toplumda çeşitlilik ve karşılıklı anlayış konusunda farkındalık çalışmaları yürütülmesi, ayrımcılığa maruz kalan grupların
30 Bjorn Dilou Jacobsen; Peter Reading, Influencing the Law Through Legal Proceedings, The Power and Practises of Equality Bodies,
EQUINET Report, basım yeri bilinmiyor, 2010, s. 16.
31 Jacobsen; Reading, s. 19.
32 Jacobsen; Reading, s. 21.
33 ECRI, Report on Turkey, Fifth Monitoring Cycle, 29.06.2016, CRI(2016)37, para. 25, http://rm.coe.int/fifth-report-on-turkey/
16808b5c81 (erişim:31.07.2020)
22